27 Aralık 2014 Cumartesi

İŞTE DÜNYA ŞEHİRLERİNİN KONAKLAMA FİYATLARI


Son dönemin yükselen seyahat sitelerinden Airbnb 2014 Konaklama Fiyatı Endeksi’ni açıkladı. Endekste hem Airbnb’de yer alan konaklama fiyatları hem de şehirlerde yer alan tüm otel ve hostellerin konaklama fiyatları ayrı kategoriler halinde değerlendirildi.

İstanbul Airbnb ortalama fiyatlarında pahalılıkta Paris, Brüksel ve Helsinki gibi ülkeleri geride bıraktı.İşte Airbnb ortalama konaklama fiyatına göre en ucuzundan en pahalısına 50 şehir:

NOT: Genel konaklama ortalama fiyatları şehirlerdeki 1,2,3,4 ve 5 yıldızlı oteller ve hostel fiyatları göz önünde bulundurularak hesaplanmıştır.

Dünya şehirlerinin konaklama fiyatları

Mons (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 50 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Reims (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 55 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Las Palmas (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 62 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Toulouse (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 64 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Groningen (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 69 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Lizbon (Portekiz)

Airbnb ortalama fiyatı: 74 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Montreal (Kanada)

Airbnb ortalama fiyatı: 75 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 82 dolar

Lille (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 76 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 79 dolar

Bremen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 77 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Lyon (Franasa)

Airbnb ortalama fiyatı: 79 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Marsilya (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 79 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 69 dolar

Leuven (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 80 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Leuven (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 80 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Siracusa (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 81 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Seul (Güney Kore)

Airbnb ortalama fiyatı: 82 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 85 dolar

Korsika (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 82 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 65 dolar

Haarlem (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 84 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Paris (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 117 dolar

Helsinki (Finlandiya)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Antwerp (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Brüksel (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 75 dolar

Utrecht (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Essen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 88 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 65 dolar

Modena (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Ibiza (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Torino (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 67 dolar

Kudüs (İsrail)

Airbnb ortalama fiyatı: 92 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 91 dolar

Den Haag (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 92 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 67 dolar

Namur (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 93 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 87 dolar

Köln (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 93 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Nice (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 98 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 73 dolar

Rügen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

İstanbul (Türkiye)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Berlin (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Bern (İsviçre)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 104 dolar

Liege (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 79 dolar

Oslo (Norveç)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 75 dolar

Madrid (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 105 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Leeds (İngiltere)

Airbnb ortalama fiyatı: 108 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Lozan (İsviçre)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 101 dolar

Toronto (Kanada)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 93 dolar

Baden-Baden (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 83 dolar

Münih (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 111 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 73 dolar

Nürnberg (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 111 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 69 dolar

Bilbao (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 115 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Stuttgart (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 116 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 76 dolar

Milano (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 116 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Kopenhag (Danimarka)

Airbnb ortalama fiyatı: 118 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 89 dolar

1 Aralık 2014 Pazartesi

Coca-Cola’dan, Coca-Cola Lime


Sirha Lyon 24-28 Ocak 2015 tarihleri arasında düzenlenecek...






Dünya ikram, otelcilik ve Food Service/Gıda Hizmet sektörlerinin en büyük buluşması 24-28 Ocak 2015 tarihlerinde Eurexpo Lyon'da gerçekleşecek. Sirha Fuar Direktörü Marie- Odile Fondeur'ün yöneticiliğini yaptığı basın toplantısında; Dünya Mutfağı Zirvesi Genel Delegesi Frederic Loeb, Dünya Pastacılık Kupası Kurucu Başkanı ve Sirha Lyon'un kurucularından Gabriel Paillasson, Bocuse d'Or Akademi Başkan Yardımcısı ve Akademi Koçu Rudolf Van Nunen, Gastronomik Etkinlikler Müdürü Florent Suplisson, Sirha Lyon 2015 ile ilgili bilgiler verdi.


Otelcilik-ikram sektörünün profesyonellerinn vazgeçilmez buluşması olan Sirha, her iki yılda bir ikram sektörleri için binlerce ürünü sunarak her kesimden üretici ve distribütörleri, "Yarının Tabağı"nın tüm büyük oyuncularını bir araya getiriyor. Tüm dünyadan şefler, karar vericiler ve kullanıcılar, toptancılar ve sanayiciler, gurmeler, danışmanlık firmaları, Sirha'da bir araya geliyor!




Sirha, yeni ürünleri ve son teknolojik yenilikleri, saygın yemek yarışmalarını eşsiz bir atmosferde sunuyor. Dünya Gıda Hizmet/Food Service sektörünün en büyük etkinliği olan Sirha'ya bu yıl 3 bin katılımcı ve markanın katılması bekleniyor. 2015 buluşmasında, 11 sergi sektörü, 130 bin metrekareden fazla bir alanda ziyaretçilere büyük süpriz ve yenilikler sunacak.

Sirha World Cuisine Summit'in 2.'sine aynı fuarda ev sahipliği yapacak. Bocuse d'Or finali coşkulu bir izleyici kitlesi önünde 5 saat 35 dakikalık canlı sınavların sonunda dünyanın en iyi aşçısını taçlandıracak. Dünya Pastacılık Kupası, "Şekerin Sihirbazları" olan 22 üçlüyü yarıştıracak. International Catering Cup ise; tüm dünyadan 24 aday arasında en iyi catering'ciyi ödüllendirecek.

Ulusararası damak tadı bienali BIG

Sirha ile uyumlu olarak Ulusararası damak tadı bienali BIG beş gün içinde tüm Lyon genelinde halka açık etkinlikleri bir araya getirecek. Tunnel Mode doux de la Croix-Rousse ise, 1,7 km üzerinde şeflerin sunumları ve tadımları ile dünyanın en uzun peynir platosuna ev sahipliği yapacak.

Marie-Odile Fondeur, "2015'te bizimle tutkuyu, cömertliği, mükemmelliğin tadını ve konforu paylaşın" diyerek tüm ilgilileri Sirha 2015'e davet etti.





t

KOZA LIVE’da Perdeler açılıyor…




1994 yılında İstanbul’da kurulan Koza Gıda, gastronomi sektöründe ithal gıda ürünleri konusunda Türkiye’nin öncü firması olarak misyonunu devam ettiriyor. Koza Gıda, gastronomi sektörüne katkıda bulunmak amacıyla uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezini tek bir çatı altında topladı ve bu aktivite alanına KOZA LIVE ismini verdi.


Sektördeki büyümenin Koza Gıda’yı daha donanımlı ve daha modern bir alan yaratma fikrine ittiğini söyleyen Koza Gıda'nın Pazarlama Müdürü Ahmet Şanoğlu, "Koza Gıda için, gastronomi sektörüne katkıda bulunmak bir görev haline geldi. Bu fikir doğrultusunda Koza Gıda, uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezini tek bir çatı altında topladı. Yapılan bu yatırım ile hem sektörün gelişimine katkıda bulunmak hem de burada gerçekleşecek etkinlikler ile şeflere ve geleceğin şefleri olan gastronomi öğrencilerine fayda sağlamak amaçlandı. Bu yeni alanın ismi KOZA LIVE olarak belirlendi; çünkü burası tam bir aktivite merkezi olacak" diyor.




Yeni aktivite alanı KOZA LIVE'da pek çok ürün sergilenecek




“Yeni aktivite alanı KOZA LIVE’da uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezinin yanında Showroom da yer alacak" diyen Şanoğlu, showroomlarında dünya mutfağından pastacılığa, ekipmandan sunum-teşhire dair pek çok ürün sergileneceğini müjdeliyor. Böylece ziyaretçiler tüm ürünleri yakından inceleme ve şeflerden ürünlerle ilgili bilgi alma imkânına sahip olacaklar.

Koza Gıda bünyesinde bulunan 11 kişilik mutfak ekibi seçkin ve uluslararası deneyime sahip şeflerden oluşuyor. Ayrıca davet edilecek olan dünyaca ünlü yabancı şefler tarafından da çeşitli mutfak ve pastacılık uygulamaları KOZA LIVE’da gerçekleştirilecek.

KOZA LİVE, 5-9 Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek olan dünya mutfağı ve ileri pastacılık günleri ile kapılarını mutfak profesyonellerine açacak. Koza Gıda, tüm birikim ve deneyimlerini paylaşarak Türk gastronomi sektörüne hizmete devam ediyor.

Peynirde tuz oranı azalıyor




Beyaz peynir, kaşar, eritme peyniri, tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azalacak


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, beyaz, kaşar, eritme ve tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azaltacaklarını açıkladı.




Bakan Eker, bazı gıda ürünlerine yönelik tuz, şeker ve katkı maddesi düzenlemeleri konusunda bilgi verdi.




Ekmekteki tuz oranını yüzde 2'den 1,5'e düşürdüklerini, buna paralel olarak salça, peynir ve zeytin gibi salamura ürünlerde tuz miktarını azalttıklarını bildiren Eker, ekmekte eskiden 17 çeşit katkı maddesi bulunduğunu, hayata geçirdikleri düzenlemenin ardından sadece su, un, tuz ve maya ile bazı ekmek türlerine C vitamini katılmasına izin verdiklerini anlattı.




Sucuk ve pastırmada katkı maddelerini yasakladıklarını, çiğ köfte ve mezelerde sitrik asit dışındaki bütün katkı maddelerine izin vermediklerini bildiren Eker, "Türkiye'de kişi başına tuz tüketimi şu anda ortalama 15 gram. Bu çok yüksek bir rakam. Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği miktar 5 gramın altı. Biz dünyadan 3 kat daha fazla tuz tüketiyoruz. Pul biberde yüzde 22 azalttık tuz oranını, yüzde 9'dan yüzde 7'ye düşürdük. Salçada yüzde 64, zeytinde yüzde 50 azalttık. Tuz etiketlerinde 'Tuzu azaltın, sağlığınızı koruyun' ifadesi zorunlu hale getirildi. Meyve sularına ilave şeker koymayı yasakladık. Meyve suyuna ilave şeker konulmaması lazım" diye konuştu.




"Muhafaza aracı olarak tuza başvuruluyor"

Tuzu azaltma çalışmalarının devam edeceğini bildiren Eker, şunları kaydetti: "Beyaz peynir, kaşar, eritme peyniri, tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azaltacağız. Burada tuzdaki aslında lezzetten çok bir takım bakterilere, mikroplara karşı koruyucu önlem olarak konuluyor. Muhafaza aracı olarak tuza başvuruluyor. Ama tuzun sağlığa özellikle günümüz dünyasında zararlı olduğu yönünde, kalp damar hastalıkları, tansiyon vesaire... Eğer bir tercihle karşı karşıya kalırsak sağlığı lezzete tercih ederiz. Alışkanlıkla ilgilidir. Psikolojik faktördür. Zararı var. Mineral madde, su bağlıyor. mineral madde olarak yararı var ama azı, çok az bir miktarı yeterli. Bunu tutup da çoğaltırsanız, haddinden fazla alırsanız, insanları tuzluluğa alıştırırsanız, o zaman da kalp damar hastalıkları, tansiyon başta olmak üzere birçok riski beraberinde getirebilir."

Bocuse d’Or Battle Sirha İstanbul’da büyük heyecan




Sirha İstanbul'un ikinci günü prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or heyecanı ile start aldı. Yarışmanın finali büyük ilgi odağı olurken, gün boyu devam eden zorlu rekabetin birincisine Altınbaşak sponsorluğunda altın tava hediye edildi. Ayrıca Food in Life Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Gökmen Sözen de yarışmacılara hediyeler takdim etti.


Dünyanın prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or, çağdaş ve eğlenceli bir atmosferde turnuva heyecanını dünyanın en yetenekli aşçılarıyla bir araya getirdi. Gün boyu devam eden farklı etaplar neticesinde finale Mutlu Şevket Yılmaz- Vladislav Djatsuk ve Erol Varlık- Ronald Debuyst'ın takımı kaldı. Metro Toptancı Market sponsorluğunda yarışmacılara kapalı kutularda yerel Türkiye ürünleri sunuldu. Şefler, etabın ilk 10 dakikasında, malzemeleri inceleyerek reçetelerini oluşturdular. Final aşamasının bu konudaki zorluğu yabancı şeflerin Türkiye ürünlerini çok iyi tanımamasıydı. Bu noktada Türk şeflere; bir takım olarak çalışmak ve yerel ürünleri takım arkadaşlarına anlatmak adına büyük görev düştü. Ayrıca yarışmacılar kutular içindeki ürünlerin yüzde 70’ini kullanmak durumundaydı. Eğlenceli yarışmanın jüri üyeleri arasında ise Rudolf Van Nunen ve Fabio Brambilla gibi prestili şefler bulundu. Bocuse d'Or yarışması Türk aşçıların yeni deneyimler kazanması ve Bocuse d'Or ailesi ile tanışmaları için büyük bir fırsat teşkil ediyor. Yaklaşık 2 saatlik maratonun kazananı ise Erol Varlık ve Ronald Debuyst oldu. Bu coşkulu gastronomi maratonunun birincisi Bocuse d’Or’un ulusal seçmelerini Lyon’da izleme fırsatını elde etti.

Coğrafi işaretli yerel ürünlerin önemi vurgulandı
Sirha İstanbul’un ikinci gününü renklendiren Bocuse d’Or yarışması aynı zamanda yerel Türk malzemelerinin modern dokunuşlarla harmanlanmasını sağlayarak; yerel ürünlerin kullanım değerinin artmasına vurgu yaptı. Yarışmanın sponsorlarından Metro Toptancı Market’in destekleriyle tüm yarışma boyunca coğrafi işaretli yerel ürünler kullanıldı.

Metro Toptancı Market, yerel ürünlere verdiği büyük önem çerçeveside, "Anadolu'nun Lezzet Envanteri" etkinliği ile Türkiye genelinde kahvaltı sofralarından eksik olmayan nadir yiyecekleri vitrine çıkardı. Fuar boyunca her gün değişen ürünlerin sergilendiği bu etkinlikte, birçoğu unutulmaya yüz tutmuş baz ürünler tanıtıldı ve geleneksel bir pazar yeri oluşturuldu.

Sabah saatlerinde Metro’nun düzenlediği yöresel ürünlerle sunulan kahvaltı da büyük ilgi gördü. Ahmet Örs gibi sektör öncülerinin yer aldığı kahvaltıda Metro yetkilileri de bulundu. Metro Genel Müdürü Kubilay Özerkan: "Anadolu'nun eşsiz lezzetleri daha fazla profesyonel mutfağa girmeli, daha fazla şef tarafından kullanılmalı" diyerek Metro Toptancı Market için yerel değerlerin Türkiye'nin geleceği olduğunu sözlerine ekledi.

Birbirinden renkli etkinlikler
Sirha İstanbul, ilk gün Coupe du Monde de la Patisserie, ikinci gün Bocuse d’Or, üçüncü gün ise Louis Lesaffre Cup Türkiye seçmeleriyle her güne eğlenceli bir başka yarışma sığdırmayı başardı. Yarışma alanının yanı sıra Sirha İstanbul’a konuk olan gezici mutfak festivali Omnivore programı da oldukça ilgi çekiciydi. Ali Ronay, Didem Şenol, Murat Artukmaç, Guillaume Monjure, Kemal Demirasal, Aylin Yazıcıoğlu, Yılmaz Öztürk ve Maksut Akşar gibi önemli şeflerin katıldığı Omnivore festivali Sirha Fuarı’nın ikinci gününde Mama Shelter’da düzenlediği partiyle de hem lezzetli hem keyifli bir ortam sundu. Omnivore sahnesi üç gün boyunca birbirinden önemli Türk ve yabancı şeflerin sunumlarını misafirlerle buluşturdu.

Sirha İstanbul’a kendi marka ve ürünleriyle katılan firmalar da üç gün boyunca hem tadımlara hem de gösterişli şovlarla misafirlere keyifli dakikalar yaşattılar.
Bu yıl ikincisi düzenlenen Sirha İstanbul, gastronomi sektörünü zengin etkinlikler, yarışmalar ve özel lezzetlerle coşkuyla bir araya getirmeyi başardı.
Sirha Lyon ise 24-28 Ocak 2015 tarihinde Lyon’da düzenlenecek

Lüksemburg’dan ülkemize 22 madalya





Dünya çapında 70 ülkenin usta şefleriyle katıldığı Dünya Aşçılar Kupası’nda Türk aşçılarımızın yıldızı parladı. Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) Milli Takımı; Lüksemburg’daki Dünya Aşçılar Kupası’ndan 22 madalya ile döndü


Gastronomi dünyasının en prestijli ve en zor yarışmalarından biri olarak kabul edilen Lüksemburg Aşçılar Kupası’na Türk aşçılar damga vurdu. Dünya Aşçılar Birliği WACS’ın 4 yılda bir düzenlediği yarışmada bu yıl 70 ülkeden 2 bin 327 usta aşçı yarıştı. Türkiye Aşçılar Federasyonu TAFED Milli Takımı 7 aşçımızla yarışmalara katıldı.

Federasyon Milli Takım Direktörü Öğretim Görevlisi Şef Emrah Köksal Sezgin ve Milli Takımdan Sorumlu Başkan Vekili Rahmi Yılmaz yönetimindeki Milli Takım; 23 ayrı kategoride yarıştı; aşçılarımız toplam 22 madalya ve 1 diploma kazanarak ülkemize döndü. WACS'ın dünya çapında gerçekleştirdiği iki global yarışmada; Almanya’dan sonra Lüksemburg’da da altın madalya kazanan Şef Emrah Köksal Sezgin; başarısıyla Türkiye'ye bir ilki yaşattı.

Dünya Aşçılar Kupası’nda Şef Emrah Köksal Sezgin 1 Altın, 1 Gümüş, 4 Bronz; Şef Duygu Tuğcu 1 Altın, 2 Gümüş, 3 Bronz; Şef Mümin Durutlu 1 Altın, 1 Gümüş; Şef Suat Ulaş 2 Gümüş; Şef Elif Sümer 3 Bronz; Şef Ozan Güngör 1 Bronz, 1 Diploma; Şef Elif Çıtak 2 Bronz madalya sahibi oldu.






food in life

2 Kasım 2014 Pazar

Bocuse d’Or Battle yarışması sırha İstanbul



Bocuse d’Or Battle İstanbul 201427-29 Kasım 2014 tarihlerinde düzenlenecek olan Sirha İstanbul’un bir parçası olarak 28 Kasım 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılacak yeni bir aşçılık yarışmasıdır.

“Bocuse d'Or Battles” Bocuse d'Or bünyesinde düzenlenen yarışmalardır. Rekabet ruhu başta olmak üzere prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or ile aynı değerleri paylaşan bu yarışmalar, çağdaş ve eğlenceli bir atmosferde turnuva heyecanını sunuyorlar.
Yarışma sırasında 2 şefin liderlik ettiği 4 takım ilk raundu geçerek finale kalmak üzere birbirleriyle yarışıyor. Türkiye’de düzenlenen bu yarışma, Türk aşçıları için deneyim kazanmaları, Bocuse d’Or Ailesinin aşçılarıyla tanışmaları, bağlantılarını genişletmeleri ve bir sonraki Bocuse d’Or Ulusal Seçmelerindepotansiyel aday olmaları için büyük bir fırsat sunuyor.



Çalışan sadakati

 Bir kurumun varlık nedeni, müşteri ve tedarikçilerle geliştirdiği ilişkinin kendisine sağladığı geleceğe güvenle bakabilme duygusudur.

Ancak bir kurumda en az müşteriler ve tedarikciler kadar önem taşıyan diğer bir kesim ise kurum çalışanlarıdır. Çünkü müşteri, tedarikçi-kurum ilişkisinde, ilişkinin kurum tarafını, “çalışanlar” oluşturur ve soyut bir kavram olan kurumun esas canlı, aktif, ilişkiyi yaratan, ilişkiyi ayakta tutan, geliştiren ve duygusal bağlılığa dönüştüren yanını çalışanlar temsil etmektedir.
Dolayısıyla sadakat ilişkisel bir olgu olduğuna göre, sadakat ilişkisinin bir tarafında müşteriler ve tedarikçiler bulunurken, diğer tarafında işletme ve işletmenin görünen esas canlı yüzü olan çalışanları bulunmaktadır.
Kurumda, iletişimi, etkileşimi, diyalogu, içtenliği, dostluğu, empatiyi, doğru hizmeti sağlayan ve müşteriler, tedarikçiler ile her an yüz yüze gelenler işletme çalışanlarıdır. Çalışanlar, kurumun görünen yüzü, vitrini, imajı ve doğrudan olumlu etki ve izlenimi bırakacak olan yegane unsurdur. Bu nedenle, müşterilerin, tedarikçilerin tatmini, memnuniyeti ve sadakatleri, çalışanların memnuniyetinden, tatminlerinden ve sadakatlerinden geçmektedir.
Ancak bu coşku ve mutluluk, işine, görevine ve kurumuna yürekten bağlılığı, üstün hizmet aşkı, çalışanların tutum ve davranışlarına, müşteriler, tedarikçiler ile olan ilişkiye yansıdığı takdirde, müşteriler, tedarikçiler de söz konusu kurum ile alışveriş yapmanın kendileri için doğru bir seçim olduğu duygusunu yaşayacak ve yeniden tercihlerinde etkili olacaktır.
Müşteri ve tedarikçi sadakatinin sağlanmasını, arttırılmasını ciddi bir strateji edinen işletmelerin, müşterilerine, tedarikçilerine kendileri için değerli ve önemli olduklarını hissettirmeleri, onları memnun ve tatmin etmeyi önemsediklerini göstermeleri kritik önemdedir. Bunu yapacak olanlar ise işletme çalışanlarıdır. Müşterilerin, tedarikçilerin bir kurum hakkında edindikleri ilk etki, ilk izlenim ve algıladıkları imaj büyük önem taşır. İnsanlar gördüklerine inanırlar, işletmenin tüm çalışanları yapılan işten sorumludur ve hepsi mesleklerinin ya da işletmelerinin temsilcileri olarak, temsil ettiklerinin bilincinde olarak davranmak durumundadırlar.
Kurum çalışanlarının görünüşleri, konuşma tarzları, mimikleri, beden dilleri, tavır ve davranışları neler yapılabileceğinin dış göstergeleridir ve iş yaşamında, işletme
ortamında önemli olan ve ilk göze çarpan, ilk görünüş ile ilk izlenimdir, izlenim etkisini ilişki boyunca göstermektedir.
Kurum imajı, kurumun ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında, hedef kitleler tarafından kabul görmesinde, faaliyette bulunulan pazarda iyi bir şekilde tanınmasında, uzun ömürlü olmasında, pazar payının arttırılmasında, müşteri ve tedarikçi ile işletme arasında bir sadakat ilişkisi oluşturulmasında önemli bir yere sahiptir.
Çalışanlar da tıpkı müşteriler, tedarikçiler gibi kurum paydaşlarından biridir, bu nedenle de çalışanların memnuniyetlerinin de göz ardı edilmemesi gerekir, çalışanların memnun olmadığı bir yerde müşterilerin, tedarikçilerin memnun olamayacağı ve müşteriyi, tedarikçiyi memnun etmenin mümkün olamayacağının bilinmesi gerekir.
Müşteri, tedarikçi sadakati satın alınmaz kazanılır ve bu da çalışanlar ile mümkündür. Sadakat başta kurumun liderleri,  sonra tüm çalışanlarının bu ilkeleri ödünsüz olarak uygulamasıyla kazanılır.
Kurum çalışanlarının bağlılığını sağlamaksızın ve geliştirmeksizin, yüzeysel bir iyileştirmenin ötesinde bir ilerleme sağlanamaz. Sadık müşteriler, sadık tedarikçiler ve sadık çalışanlar bir kurumun en değerli varlıklarıdır, onların bütünleşik bilgi ve deneyimleri firmanın entelektüel sermayesini oluşturmaktadır.
Çalışanların bağlılığı ile müşteri, tedarikçi sadakati arasında bir sebepetki (sonuç) ilişkisinin olduğu belirlenmiş-tir, sadık bir çalışan tabanı olmaksızın, sadık bir müşteri, tedarikçi tabanının oluşturulması ve sürdürülmesi mümkün değildir.
Çalışanlar bir kurumda ne kadar uzun süre çalışırlar ise, yaptıkları işi o kadar iyi öğrenir ve doğru biçimde yerine getirirler, dolayısıyla, deneyimli personel, işlerini,
müşterilerini, tedarikçilerini daha iyi tanımakta, ne istediklerini, nasıl istediklerini geliştirilen etkileşim ve diyalog sayesinde daha iyi bilmektedirler.
Sadakat yaratmak için etkileşim içinde olunan herkesi, tedarikçileri, çalışanları, dağıtım kanallarını ve müşterileri iyi anlamak onların konuları açık ve verilere dayalı olarak paylaşmasını teşvik etmek gerekir. Bu paylaşım verilmesi hedeflenen mesajların da net ve tutarlı bir şekilde sunulması güveni ve sadakati artıran bir unsurdur.

RUS TURISTIN TERCİHİ YINE TÜRKIYE

                                   

Türkiye yürüttüğü başarılı tanıtım çalışmaları ve gelişen uçuş ağıyla Rus turistlerin gözde destinasyonu olmaya devam ediyor.

Yılın 9 aylık döneminde Rusya’dan gelen ziyaretçi sayısı 3,8 milyondan 4,1 milyona çıktı

AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre, Türkiye’ye ocak-eylül döneminde gelen yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 6,11 artarak 30 milyonu geçti.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yıl içinde Rusya Federasyonu’nda bizzat gerçekleştirdiği görüşmelerin de etkisiyle Türkiye’de, yılın ikinci yarısında da turizm sektörü şahlanmaya devam etti.

 Ayrıca 9 ayda, yüzde 8,6 büyüyen Rusya pazarından gelenlerin sayısı 3,8 milyondan 4,1 milyona çıkarken, 3,9 milyondan 4 milyona ulaşan Alman pazarı da yüzde 3,3 gelişme gösterdi.

 Uzun süren durgunluğun ardından bu yıl hızlı bir gelişme ivmesi yakalayan İran pazarındaki büyüme ise yüzde 40’a yakın oldu. Türkiye, ocak-eylül döneminde 1 milyon 297 bin İranlı ziyaretçi ağırladı. 2012’de 981 bin 966 İranlı Türkiye’ye gelirken, 2103’te ise bu rakam 929 bin 299’a inmişti.

 Son bir yılda siyasi istikrarsızlığın içinde olan Ukrayna pazarı da 9 aylık dönemde yüzde 12 gerilemeyle yaklaşık 557 bin ziyaretçi sayısına düştü.

 Diğer pazarlardaki durum 

 Öte yandan, Türkiye 9 aylık dönemde, Hollanda, İtalya, İsveç, Avusturya, Norveç, Finlandiya gibi Avrupa pazarlarında gerileme yaşadı.

İsrail pazarındaki olumlu havanın gerilemesiyle de bu pazardan sağlanan artışın derecesinde düşüş oldu. Pazar 150 bini aşan ziyaretçi sayısıyla 9 ayda yüzde 18 gelişme gösterdi.

 Rusların ve Almanların gözdesi bu yıl da Antalya

 Yılın büyük bir bölümünde soğuk iklim şartlarında yaşayan Ruslar, Türkiye’ye tatil için geldiklerinde özellikle Akdeniz Bölgesi’ni seçiyor.

 Tatil için Antalya’yı tercih edenlerin yanı sıra konut satışlarında da önemli artışların yaşandığı şehir, yıl boyunca deniz, kum, güneş tatilinden faydalanmak isteyenlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

 Bu yıl ocak-eylül döneminde Türkiye’ye gelen 30 milyondan fazla yabancı ziyaretçinin yüzde 33,28’i (10 milyon 14 bin 353) Antalya’ya geldi.

 Ruslar gibi Almanların da gözde destinasyonu olan Antalya’ya yılın 9 ayında gelen Rus turist sayısı 3 milyonu aşarken, yeşil koyları ve altın sarısı plajlarıyla ünlü Antalya 2 milyondan fazla Alman turisti ağırladı.



30 Ağustos 2014 Cumartesi

İSPANYA TURİZM DE KAZANCINI ARTIRDI




İspanya Endüstri, Enerji ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 2014′ün ilk 7 ayında ülkeye gelen yabancı turistlerin yaptığı harcamalar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 34 milyar 497 milyon euroya ulaştı. Temmuz ayında turistlerin yaptığı harcamaların ise 2013 yılına göre yüzde 4,5 artarak 8 milyar 151 milyon olarak gerçekleştiği belirtildi. Kışı başı ortalama günlük harcama ise yüzde 0,4 artış göstererek 109 euroya yükseldi. Turist başına düşen ortalama harcama ise geçen yıla göre değişim göstermedi, 950 euroda sabit kaldı.


İlk 7 aylık dönemde en fazla harcamayı, 6 milyar 812 milyon euro ile İngilizler yaptı. İngilizlerin yaptığı harcama geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,1 artış gösterdi. 5 milyar 461 milyon euro harcama yapan Almanlar ise ikinci sırada yer aldı. Almanların harcamasında ise 2013 yılına kıyasla yüzde 6 artış yaşandı. Ayrıca, Kuzey ülkelerinden gelen turistler yüzde 6,8 artışla 3 milyar 646 milyon euro ve Fransızlar yüzde 6,5 artışla 3 milyar 269 milyon euro harcama yaptı.


Yabancı misafirler, en çok harcamayı İspanya’nın kuzeydoğusunda bulunan Katalonya bölgesinde yaptı. Katalonya’da yapılan harcama 8 milyar 151 milyon euroyu bulurken, ikinci sırada yer alan Kanarya Adaları’nda 7 milyar 56 milyon euro harcama yapıldı.

KURAKLIK SORUNU




Yaşanan kuraklığa dikkat çekerek, tarımdaki olumsuz arz koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çektiğini kaydeden sunumunda ekmek, et ve süt ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarını grafiklerle ortaya koydu. Sunuma göre gıda dışı enflasyon yüzde 8.3 iken, ekmek tahıllarda fiyat artışı yüzde 14.3’e çıktı. Et ürünlerindeki artış yüzde 17.7’yi bulurken peynir ve diğer süt ürünlerindeki artışın da yüzde 16.7 oldu. Merkez Bankası gıda fiyatlarının ucuzlaması için yine ithalatı önerdi.


Banka sunumunda kuraklığın yarattığı sıkıntıyı da ortaya koydu. 1972 ile 2014 yılları arasındaki kuraklık verilerini paylaşan Merkez Bankası 1973, 1994, 2001 yıllarında “olağanüstü kuraklık” meydana geldiğini belirtti. Bu üç yıldaki kuraklığın benzerinin 2014’te de yaşandığını kaydeden Merkez Bankası gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin de enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Merkez Bankası, bunun sonucunda gıda fiyatlarının yılın başından itibaren tarihi eğiliminden ayrıştığını vurguladı.


ET, EKMEK, SÜT


Gıda fiyatlarının birçok alt kaleminde artışların gözlendiğine dikkat çeken Merkez Bankası, ekmek tahıllar, et ürünleri ile peynir ve diğer süt ürünlerini tek tek değerlendirdi. Ekmek tahıllar grubunda yıllık değişim 2013 yılının aralık ayında yüzde 10 düzeyinde olurken, bu yılın başından itibaren artış hızlandı. Mart-nisan aylarında yüzde 14’lere gelen ekmek tahıllardaki fiyat değişimi, temmuz ayında yüzde 14,3’e yükseldi. Et ürünlerinde 2013 yılının aralık ayında yüzde 10’lar civarında olan et ürünlerindeki yıllık değişim, zikzaklı bir trend izledi. Mayıs ayından itibaren ise artan bir grafik meydana geldi. Mayıs ayında yüzde 15’in üzerinde olan yıllık değişim, temmuz ayında yüzde 17.7’ye yükseldi. Peynir ve diğer
süt ürünlerinde de benzer trend oldu. Yılın başından itibaren sürekli artış gösteren peynir ve diğer süt ürünlerinin haziran ayında yıllık değişimi yüzde 15 iken, temmuzda 16.7’ye yükseldi.


SEPETTE PAYI YÜKSEK


BİR süredir gıda fiyatlarının enflasyon sepetindeki payının yüksek olduğu eleştirileri yapılmaya başlanmıştı. Merkez Bankası da sunumunda bu noktaya dikkat çekti. TÜFE sepetinde gıdanın payı Türkiye’de yüzde 24,5. Gıdanın en yüksek paya sahip olduğu ülke Hindistan. Hindistan’da gıdanın enflasyon içindeki payı yüzde 47 düzeyinde. İkinci sırada Rusya var. Rusya’da oran yüzde 32, üçüncü sırada yer alan Romanya’da ise yüzde 31 civarında paya sahip. Türkiye dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye’den sonra sıralama; Macaristan, Portekiz, Yunanistan, Polonya, İspanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Malta, Fransa olarak devam ediyor.

TURİZMİN İNSANDAN ALDIKLARI




Sağlık, Huzur, Keyif, Mutluluk ve Hayır; Hanelerinizi Bereketle Gönüllerinizi Neşe İle Doldursun.
Otelcilik’te Geleneksel /Alaylı Jenerasyon, Biz ve Bizden Sonraki Genç Jenerasyon
Bir çoğu bugün emekli işlerinin ehli olan, emektar ve mesleğin altın nesli abilerimiz vardı bizim. Bizler mesleğe başladığımız yıllarda; abilerimizin bir kısmı zamana günün koşullarına ayak uydurarak mesleğe devam ederlerken, bir kısmı da yaşlı denilerek oyun dışı bırakıldılar. Bu neslin özelliklerini; disiplinli ve sorumluluk duygusu yüksek, ciddiyete, hiyerarşiye, saygıya önem veren, karar alırken konu üzerinde daha önceden ders çalışarak tecrübelere dayandırılan kararları alma yetisi güçlü bir nesil olarak özetleyebiliriz. Faturalarını zamanında ödeyen, sözü senet olan, otoriteye yüksek saygısı olan, sosyal düzenden yana olarak bilinen bu nesil; işine ve işyerine sadık çalışanlardı. Kendini işine ve ailesine adamış bu nesil takım çalışmasına ve işbirliğine sıkı sıkıya bağlıydılar.
Bu abilerin arkalarında okullu, eğitimli, refah ve iyimserlik çağının çocukları büyümekteydi. Bu nesil okullu ve eğitimli olmanın yanı sıra abilerinden sıkı çalışmayı, güvenmeyi, inanmayı ve başarı için bir bedel ödenmesi gerektiğini öğrendi.  İşte o noktada iş koliklik nesli başladı. Bu nesil adım, adım terfi etmeye inandırıldı. Sektörün hızlı büyüdüğü bu yıllarda; toplumun ve ailelerin turizme, otelciliğe bakış açısı  güvencesi ve geleceği olmayan bir iş tavrıydı ki; arada kalan bu nesil  iş ve hayat arasında bir denge sağlamaya bir önceki nesilden daha fazla talipti. Bu nesil sadakatle sürekli öğrenmeye ve yeteneklerini geliştirmeye önem verdi. Bu nesil teknik konularda kabiliyetlerini öyle geliştirdi ki saat odaklı değil iş bitirme odaklı çalışmaya koyuldu.
Eleştiriye açıklıklarının yanında; değişime, gelişime çabuk adapte oldu. Bu nesil teknolojiyle tanıştı. Zamanla teknolojiye takım olarak yatkınlık gösterme eğilimine girdi. Farklılıkları kucakladı, iyimserdi, iş, işleyiş ve yaşam kültürü ve değerlerine kolay adapte oldu. Esnek, daha dengeli bir yaşam arzusu içerisine girdi. Bu nesil işlerinin yanı sıra çalışarak ve yaşayarak büyüdü aynı anda bir çok görevi yerine getirdi. Bu nesil benim neslim, benim jenerasyonumdu. Kendine güvenen karşısındakine bunu yansıtabilen bir nesil olduk bizler.  Bizler de yaşayarak öğrendik ki; karşılıklı ve ortak çıkarların, hakların doğru oluşturulamadığı tesislerde iş etiğinin eksikliği işveren ve çalışan arasında çatışmaların ana kaynağını oluşturuyor.
Genç nesil otelci adayları  son dönemde “tembel” olarak değerlendiriliyor. Yatırımcılar genç ve dinamik bir işgören kadrosu isterken, profesyoneller işi bilen tecrübeli olgun işgören peşindedir her daim. Tesislerde yaşanan gerçek; genelde genç çalışanların kendilerini işlerine adamadıkları ve sadece gerekli olduğu kadar veya biraz fazla çalıştıkları şikayet olarak gözlemlenirken; bizim jenerasyonumuz bu kuşağın aksine işkoliktir. Gelenekçi kuşak abilerimiz ise; daha sıkı çalışan bir nesli yetiştirmiş ve yönetmiş olmalarından dolayı tecrübeli ve sorumluluk sahibi olan bizim kuşağımızı genç kuşaktan daha fazla çalıştırır durumdalar. Genç çalışanlar daha “ben” merkezlidirler. Yaşlı kuşaklara göre daha hızlı terfi etmek isterler ve iş hayatlarının daha az önemli bir kısmını oluşturur.
 Otelcilik sektöründe ki genç jenerasyonun önceki kuşaklara göre aynı yaşlarda daha çok iş değiştirdiği görülüyor. Tesislerde; yaşlı çalışanlara yaşları ve tecrübeleri için hürmet edilirken, aynı zamanda genç çalışanları yetenekleri için takdir eden işletmelerin çalışanlarının saygısını kazandığı aşikardır. Yeni nesil sektör çalışanlarının saygı ve otorite konusunda müdürlerinden “şöyle yap çünkü ben öyle yapmanı söylüyorum” yaklaşımı için şikayetleri hiç bitmemekte.
İşletme sahibi, profesyonel yönetici ve çalışanlararasında çıkan çatışmalar genellikle yorumlama ve yanlış algılama hatalarından kaynaklanır. Yatırımcı, yönetici, personel ve/veya misafir arasında çıkan çatışma ile başa çıkmada en etkin yol iletişimdir.  Kuşak/Jenerasyon farklılıkları eğitim ve öğrenim stili ihtiyaçlarını da farklılaştırmaktadır. Maalesef üzülerek yazıyorum ki; işin önemi ve niteliği halen çalışmakta olan ve gittikçe yaşlanan otelci personel arasında da, işe sektöre yeni girenler arasında da azalmakta.
Bunun ana sebebi; işletmecilerin çalışanlarına olan sadakat algısının gittikçe azalması hatta yok olması olarak bakabiliriz. Hizmet sektöründe ki önemli bir algı olarak; çalışanlar genellikle kendilerini mutlu eden işyerlerinde kalıcı olmaya meyilli olurlar. Yaşlıların tecrübesine ve yeteneklere saygı gösterilen ve yeni çalışanların katkısına minnettar olunan işyerlerinde personeli kazanma ve elde tutma oranları da yüksek olur.
Yaşam sürecimizin hızla aktığı hayat yolculuğumuzda zaman, köklü değişimleri de beraberinde getiriyor. Değişen toplumsal değerler, yaşam standartları, teknoloji kullanımları, aile yapıları, iş hayatına bakış, giyim ve müzik tercihleri açısından incelediğimizde kuşaklar arasındaki farkın büyük bir hızla büyüdüğü, aranın açıldığını görüyoruz.  Etkin bir yönetim ile misyonu, vizyonu bulunan ve belirli bir kültüre sahip olan kurumlar, güçlü bir iletişim ağı ile şeffaf bir yönetim sistemi içerisinde olmalı diye düşünüyorum. Hedefimiz en başta “birbirimizi anlayarak, birlikte çalışıp”  ortak amaç olan geleceğimizi kurmak ve yönetmek olduğunu unutmalıyız.
Kimse bizi kendimize sakladığımız bilgi/beceri, deneyim ve tarzla anmaz.
Eğer bu gün paylaşmazsanız; yarın da düne benzeyecektir.
Eğer hiç paylaşmazsanız çok ta önemli değil zaten.
Hissettiklerinizi söyleyin. Düşündüklerinizi yapın.
Ölüm yaşlanmakla değil; unutmak ve unutulmakla gelir.

30 AGUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN



28 Ağustos 2014 Perşembe

BEŞİKTAŞ TRAVEL KURULDU...



Türkiye’nin önde gelen spor kulüplerinden Beşiktaş ile yine önde gelen tur operatörlerinden Jolly Tur arasında önemli bir anlaşma imzalandı. Yapılan anlaşmayla kurulan BeşiktaşTravel, hem taraftara indirimli ulaşım ve konaklama sağlayacak, hem de Beşiktaş’a yılda 1 milyon TL gelir kazandıracak.
FİKRET ORMAN: MARKAMIZI TURİZM SEKTÖRÜNDE DE TEMSİLE DECEĞİZ
İmza töreninde konuşan Beşiktaş JK Başkanı Fikret orman, “Türkiyenin en önemli turizm firması jolly Tur ile yaptığımız bu anlaşma, hem taraftara önemli indirim imkanları sağlayacak, hem de Beşiktaş’a ekonomik gelir kazandıracak. Maddi getirisinin yanı sıra deplasmanlarda daha kuvvetli olacağımıza inanıyorum. BeşiktaşTravel ile taraftarlar pek çok avantajlardan faydalanacak. Bununla birlikte bu anlaşma, Beşiktaş’a maddi bir katkı da sağlayacak. Epeydir bu anlaşmayı yapmayı planlıyorduk. Bugün Mert Vardar ile anlaşmayı imzalıyoruz. Biz uzun zamandır bir atılım içindeyiz. Bu anlaşmanın da Beşiktaş’a hayırlı olmasını diliyorum. Kurduğumuz seyahat sitesi ile markamızı turizm sektöründe de temsil edeceğiz.” dedi.

Toplantıda konuşan Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar ise turizm sektöründe 27 yılı geride bırakan Jolly ile Beşiktaş rasında kurulan bu işbirliğinden son derece memnun olduklarını ifade etti. Beşiktaş taraftarının indirimli konaklama ve ulaşım olanaklarından faydalanacağını belirten Vardar, Beşiktaş Travel aracılığıyla taraftarın aynı zamanda diğer tüm turizm alanlarından da faydalanacağını kaydetti. Vardar, “Bu platform üzerinden satın alınacak her tatil üzerinden Beşiktaş takımı da önemli bir gelir elde etme imkanına kavuşacak. Amacımız Beşiktaş kulübünün bu anlaşma üzerinden yılda 1 milyon TL gelir elde etmesi. Sitede sadece maç turlarını değil, kültür turlarından yurt dışına, Kıbrıs seyahatine uçak biletine kadar her türlü seyahat ürününü taraftar ile buluşturacağız. Taraftarlar, bu site üzerinden her türlü erken rezervasyon fırsatından yararlanacağı gibi, zaman zaman düzenlenecek özel kampanyalarla, fiyat avantajlı tatil imkanlarından faydalanabilecekler” dedi.

TEMMUZ AYI ZİYARETÇİ RAKAMLARI

2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 13.52 artarak 5 milyon 214 bin ulaştı. 2014 Ocak-Temmuz döneminde ise ülkeye gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre % 6.84 arttı. 


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü’nden elde ettiği geçici verilere göre; 2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 13,52 ‘lik bir artışla 5 milyon 214 bin 519 arttı. Temmuz ayında gelen yabancı ziyaretçinin 291 bin 168′ini  günübirlikçiler oluşturdu.
İLK BEŞ İL
Temmuz ayında gelen yabancı ziyaretçilerin en çok giriş yaptıkları sınır kapılarının bağlı olduğu iller sıralamasında ilk 5 il aşağıdaki şekilde gerçekleşti:
1- ANTALYA % 37,89 (1 975 694) 
2- İSTANBUL % 22,19 (1 157 145) 
3- MUĞLA % 11,97 (624 165) 
4- EDİRNE % 10,22 (533 023) 
5- İZMİR % 4,40 (229 382) 

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yazılı bir açıklama yaparak, turizm verilerine göre temmuzda yabancı ziyaretçi sayısında 13,52 artış yaşandığını bildirdi.
Çelik, yazılı açıklamasında, yılın ilk aylarından itibaren bir önceki yıla kıyasla artan ziyaretçi sayısının temmuzda zirveye ulaştığını belirterek, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarla birlikte yakın coğrafyada yaşanan olumsuz gelişmelere nazaran huzur ve güven ortamının hiçbir zaman sekteye uğramaması, turizm sektörünün kalıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma içerisine girmesini sağladığını ifade etti.

AGVA AGVA GIBI KALSIN..


Şu günlerde, kentteki yeşil alanların, ekolojik dengenin korunması için peş peşe kampanyalar düzenleniyor… Son bir haftadır bu köşede Kadıköy Moda Bostanı, Üsküdar Validebağ ve Sarıyer Gümüşdere’den yükselen ‘Yeşili koruyalım’ isyanını okudunuz. Şimdi benzer bir serzeniş de Şile Ağva’dan geliyor… Bu kez şikâyetçiler Küçük Oteller Derneği ve Ağva’yı Keşfet Sürdürülebilir Turizm ve Çevre Platformu… Ağva Otoyolu projesinin, sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin en önemli ekoturizm bölgelerinden biri olan Ağva’yı olumsuz etkileyeceğini düşünen dernek ve platform üyeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çağrıda bulunarak otoyol güzergâhının değiştirilmesini istiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Kuzey Anadolu Otoyolu Ağva Geçişi hakkında bir mektup gönderen Küçük Oteller Derneği Başkanı Ö.Faruk Boyacı, projenin revize edilmesi gerektiğini söylüyor:
‘GÜNEYE KAYDIRILSIN’
“Ağva, son 15 yılda ülkenin yeni trendi küçük otel turizminin yaygınlaşmasına ve ülkemizde önemli bir sektör haline gelmesine de öncülük etmiştir. Göçe Köyü ile Kurfallı Köyü kavşakları arasında kalan ve Ağva Göksu Deresi üzerinden geçen ‘Ağva Geçişi’, Ağva’daki eko-turizmi çok olumsuz şekilde etkileyeceği için; bu hattın revize edilmesini ve Ağva’dan uzaklaştırılmasını istiyoruz.”
Explore Ağva / Ağva’yı Keşfet Sürdürülebilir Turizm ve Çevre Platformu Üyesi Dr.Haşim Atasoy ise TIR ve kamyonların geçeceği otoyolun Ağva’nın doğal hazinesine zarar vereceğini belirtiyor: “Bozulmamış bir ekosistemde yer alan Ağva’daki Göksu ve Yeşilçay dereleri, su kaplumbağaları, porsuklar, balıkçıl kuşlar, saka kuşları ve onlarca nadir türün yaşadığı bir su yoludur. Bölge, birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. 6 şeritli, TIR ve kamyon ağırlıklı otoyolun, Ağva’nın tam ortasından geçmesi, tüm bu değerlere zarar verecek. Otoyolun 6-7 km güneye kaydırılması ve bu bölgelerden tünel ile geçmesi bu olumsuzlukları azaltacaktır.”

ALMANLARIN TERCIHI YUNANISTAN VE İSPANYA OLDU...


Almanya çıkışlı uçak yolcu sayısında en büyük artış Kanarya Adaları ve Yunanistan’a yönelik oldu.2014’ün ilk yarısındaki galip belli oldu. İspanya ve Yunanistan kişi bazında en büyük artışı kaydetti. Kaybedenler ise yine Mısır, Japonya ve Tayland oldu.
Kanarya Adalarında en büyük artışı Gran Canaria havalimanı kaydetti. Almanya’dan bu havalimanına geçen yılın aynı dönemine göre artı yüzde 18,5 fazla yolcu indi. Yunanistan ise orantısal olarak daha da büyük bir artış kaydetti: Yüzde 19,2
Diğer kazananlar arasında Meksika (+% 24,4), İsrail (+%16,6), Dominik Cumhuriyeti (+%10,6) ve Türkiye vardı. Ancak Türkiye’ye yönelik yolcu sayısındaki artış, çok küçük kaldığı için rakamsal karşılığı verilmedi.
Alman İstatistik Dairesine göre Mısır’a yönelik yüzde 26,7 daha az yolcu uçtu. Tayland’daki darbe olayı burada da etkisini gösterdi: -%11,8. Ancak Japonya’ya neden yüzde 13 daha az yolcu uçtu henüz açıklanması gerekiyor.
Almanya yolcuların uçuş toplam sayısı geçen yıla göre yüzde 1,6 artarak, 48,2 milyona çıktı.





OTELCİ OLMAK İÇİN

genel_bakis_bg_5Lüks konut projeleriyle tanınan Ofton İnşaat, şehir otelciliğinde de büyüyor. Ofton İnşaat Eşbaşkanı İsmail Hakkı Altun, “Arsaların imar durumu zorlayınca konut yerine otel yaptık, böylece otelci olduk” dedi.


Yusuf Şimşek ve İsmail Hakkı Altun’un yönetimindeki Ofton İnşaat İstanbul merkezinde arsa topluyor. Metrekaresi 4 ila 10 bin dolar arasında değişen lüks konutlar yapan şirket şimdi şehir otelciliğinde de büyüyor. Merter E5 hattındaki Sportive mağazasının arsasını satın alan şirket bu binayı yıkarak yerine 320 odalı bir şehir oteli yapacak. 3 ay içinde Piyalepaşa’da 204 odalı Hilton Garden  Oteli tamamlayacak olan şirket Levent’te de 200 odalı bir otel planlıyor. Otel yatırımlarının beklemedikleri şekilde büyüdüğünü belirten Ofton İnşaat Eşbaşkanı İsmail Hakkı Altun, “ Ofton zorunluluktan otelci oldu ama isabetli de oldu. Konut planladığımız yerde imar durumu otel deyince biz de otel yaptık. Taksim’deki 200 odalı Rixos Elysium Oteli de yaklaşık 4 aydır biz işletmeye başladık. İnşaatına başlanan ve arsası alınan yerlerle birlikte İstanbul’da bin yatak kapasitesine ulaşacağız” dedi .
BAKAN ARSASINA REZİDANS
Bomonti, Ortaköy ve Kandilli de konut projeleri olduğunu belirten Altun, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın şirketinin arsasında kat karşılığı lüks rezidans projesi yapacaklarını söyledi.  Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen arsa konusunda Erdoğan Bayraktar ve çocuklarının yönetiminde bulunduğu Bayraktar İnşaat ve Taahhüt Limited şirketinin  Koşuyolu’ndaki araziyi 22 milyon liraya satın aldığı ve Marmaray projesi sonrası arsasının değerinin 2 kat arttığı iddia edilmişti.  Söz konusu projenin ruhsatı için son aşamaya gelindiğini belirten Altun, iddialara şöyle yanıt verdi;  “Ortada gizli saklı bir iş yok. Arsa Marmaray projesi belli olduktan sonra alındı. Öyle söylenildiği gibi önceden alınıp büyük değer artışı yaşanmadı. Zaten arsa Galatasaray Kulübü eski başkanı işadamı Selahattin Beyazıt’tan alındı. O aile yatırımcılığı iyi bilir.  Bu kadar büyük rant olsa satmazlardı.”  Koşuyolu projesinden 80 milyon dolarlık satış beklediklerini belirten Altun, 54 büyük daire ile 32 adet 2+1 daire yapacaklarını ve dükkanlara da yer vereceklerini kaydetti.
5 yıl yetecek arsamız var
Bomonti’de konut projesi için hafriyata başladıklarını,  Kandilli ’de ise 3 proje  planladıklarını belirten İsmail Hakkı Altun, 5 yıl proje yapacak arsaları olduğunu söyledi. Nişantaşı’nda kentsel dönüşüm için arsa topladıklarını belirten Altun, Dolapdere’deki eski Bilgi Üniversitesi arsasında kat karşılığı modeliyle konut, ofis ve otelden oluşan bir proje yapacaklarını dile getirdi. Altun, Bodrum’da da Bodrum Kalesi ve denizi gören lüks 2 proje hayata geçireceklerini ifade etti.
Dönüşümde köşe kapmaca
Kentsel dönüşümdeki firmaların köşe kapma yarışı yaptıklarını belirten İsmail Hakkı Altun, “Firmalar yer kapmak için mal sahiplerine gerçek dışı vaatlerde bulunuyor. Sonra süreç tıkanıyor” dedi.

12 Mart 2014 Çarşamba

YENİ FOBİMİZ??


UZMANLAR, insanlarda cep telefonu olmaması fobisinin (NomoPhobia) başladığını belirtti. “İnsanların yüzde 91’i cep telefonunu 7 gün 24 saat, en fazla 1 metre mesafede tutuyor. Yüzde 66’sı uyurken de telefonu yanında bulunduruyor” dedi
Avrupa’da 2.4 trilyon Euro’luk perakende endüstrisini temsil eden ECR (Etkili Tüketici Tepkisi) Avrupa’nın Brüksel’de düzenlenen uluslararası konferansında, perakende dünyasının yeni alışkanlıkları tartışıldı. Konferansta konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray, mobilite geliştikçe insanlar arasında farklı eğilimlerin oluştuğuna dikkat çekti. Artık insanlarda cep telefonu olmaması fobisi (NomoPhobia) başladığını anlatan Timuray, şöyle konuştu:
UYURKEN DE YANIMIZDA
“İnsanların yüzde 91’i cep telefonunu 7 gün 24 saat, kendisine en fazla 1 metre mesafede tutuyor. Yüzde 66’sı uyurken de telefonu yanında bulunduruyor. Yüzde 70’i gün içinde cep telefonlarını saatte en az bir defa kontrol ediyor. Yüzde 26’sı yemek yerken bir yandan da cep telefonunu kontrol ediyor.. Yüzde 20 telefonunu kaybetmektense evlilik yüzüğünü kaybetmeyi tercih ediyor. Yüzde 33 telefonunu kaybetmek yerine cüzdanını kaybetmeyi tercih ediyor. Kayıp cüzdan bildirimleri ortalama 26 saat sonra yapılırken, kayıp cep telefonu bildirimleri ortalama 68 dakikada yapılıyor.”
BIG DATA OLGUSU GELİYOR
Bugün dünya nüfusunun yüzde 40’ı online yaşadığını kaydeden Timuray, bazı pazarlarda insanların mobil erişim oranının banka hesabına veya temiz suya ulaşma oranından daha yüksek olduğunu söyledi. 2020 yılında 50 milyon makinenin birbirine bağlanacağını ve 1.2 trilyon dolarlık gelir yaratacağının öngörüldüğünü kaydeden Timuray şunları söyledi: “Önümüzdeki dönem datanın patlayacağı bir dönem olacak. Karşımıza ‘Big data’ (büyük veri) dediğimiz olgu çıkacak. Çok daha büyük oranda bilgilerin saklanması ve analiz edilmesi gerekecek. Yeni bir iş alanı doğacak. ‘Big data’ sayesinde tüketicinin eli kuvvetlenecek. Çünkü artık tüketici anında bilgiye ulaşıp fiyattan kaliteye her türlü karşılaştırmayı yapabiliyor. RedLaser gibi mobil uygulamalar, tüketicilerin bir mağazada gördükleri bir ürünün barkodunu akıllı telefonlarına okutarak, anlık fiyat bilgisine ulaşmalarına ve ürün kıyaslaması yapmalarına olanak tanıyor.”
Dijital vitrinden alışveriş dönemi
Mobilin artık ülkelerin geleceğinde belirleyici bir rolü olduğunu anlatan Timuray, “Artık insanlar mağaza vitrinlerini bile dijital olarak yapıyor. Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 46’sı önce dijital vitrin dolaşıp sonra alışverişe çıkıyor, yüzde 37’si ise dijital gezip dijital alışveriş yapıyor” dedi. Dünyada akıllı telefon penetrasyon oranının yüzde 18 olduğunu, Türkiye’de de benzer seviyede bulunduğunu sözlerine ekleyen Timuray, araştırma şirketi Gartner’ın 2016 yılında 450 milyon insanın mobil ödeme yoluyla 617 milyar dolarlık ticaret hacmi yaratacağını öngördüğünü vurguladı

10 Mart 2014 Pazartesi

KALBİNİZ İÇİN ÜZÜM SUYU TÜKETİN


Üzüm ve üzüm suyunun kan yapıcı ve antioksidan özelliklerinin yanı sıra uzmanlar, vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan üzüm suyunun kalp hastalıklarına karşı kalkan etkisi oluşturduğunu belirtiyor.
A, B ve C vitaminleri, potasyum ve demir açısından oldukça zengin olan üzüm suyu, vücudun hastalıklara karşı direncini artırıyor. Bu özelliğinin yanı sıra kanda oksijen taşıyan hemoglobin hücrelerinin oluşumunda gerekli olan demir ve potasyum zenginliğine sahip üzüm suyunun kalp sağlığını koruduğunu ifade eden Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, üzüm suyunun kan sulandırıcı özelliği ile de kalp krizi riskini azalttığını söylüyor.
Üzüm suyunun faydalarından bir diğeri de içinde bulunan doğal şekerin çabuk çözünerek vücuda enerji vermesi olduğunu söyleyen İnanç, “içeriğinde bulunan maddeler sayesinde kanı sulandırıyor, yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, varise ve emboliye kadar birçok hastalığa karşı koruma sağlıyor. Özellikle kan pıhtılaşması ve damar hastalıkları konusunda sıkıntı yaşayan hastalara günde en az bir bardak üzüm suyu içmesini öneriyoruz” diyor.

2014 DE OTEL YATIRIMI ARTTI


2014 Avrupa Otel Değerleme Endeksine göre 2013 yılında büyük kentlerde Otel değerleri yükselişe geçti. Londra merkezli Küresel Otel danışmanlık şirketi HVS’nin raporuna göre artan otel talebi otellerin aktif değerlerini yükseltiyor. 

Avrupa Otel Değerleme İndeksi 33 Avrupa kentinde, ağırlıklı olarak 4 ve 5 yıldızlı otellerin değer değişim yüzdelerini analiz etti. Analiz her bir ülkede bir otel odasının Pazar değeri dikkate alınarak yapıldı. Ayrıca Avrupa ortalaması da baz alındı.
Birçok ülkede otelcilik 2013’e yavaş bir başlangıç yapsa da, ikinci çeyrekten itibaren durum değişti. Üçüncü ve dördüncü çeyrekler Avrupa otelciliğinin patlama zamanları oldu.
Emlak tekelleri, kurumsal yatırımcılar ve çok zengin bireysel girişimcilerden oluşan Nakit zengini yatırımcılar anahtar oyuncular olarak ön plana çıkıyor.
Kıtanın en pahalı otel odalarına sahip ilk beş kent her zamanki gibi değişmedi; Paris (€ 671.000), Londra (€625.000), Zürih ( €501.000), Cenevre ( € 427.000) ve Roma (€362.000)
En düşük değerli otel odaları ise Talin (€103.000), Atina ( €112.000), Bratislava ( € 111.000), Bükreş (€112.000) ve Sofya (€93.000) olarak sıralandı.
HVS Londra’dan Christof Bertschi “ 2014 yılında ikincil ve bölgesel pazarların ve ülkelerin durgunluğu aşıp yükselen bir pazar değerine ulaşacağını tahmin ediyoruz. 2014 otelcilik alanında bu pazarlara yatırım için önemli fırsatlar sunacak. 2013’te 8 olan kriz ötesi ülke sayısının bu yıl 10 ve üzeri olacağına inanıyoruz. Londra, Paris ve Barcelona birincil otel yatırımı kentler olarak çekiciliklerini sürdürecekler. Münih ve Frankfurt’u da listeye dahil ediyoruz” dedi.

MİAMİ SAHİLLERİNDE NELER OLUYOR?


Her mevsim yazı yaşamayı sevenlerdenseniz Miami sizin yeriniz. Amerika kıtasında, parti modunda yaşayıp güneşlenmek isteyenler için Miami klasik ama ezber bozan tavrı ile doğru bir tatil destinasyonu


Mıami güneşlenmek, denize girmek ve sabahlara kadar partilemek için yaratılmış bir şehir sanki… Florida eyaletinin Atlas Okyanusu kıyısında bulunan Miami tüm bu özellikleri nedeniyle tam bir turizm cenneti. Gelelim bizim Miami günlerimize… İlk gün South Beach’te günün tadını çıkartmak için SLS Hotel’in içerisindeki ünlü İspanyol şef Jose Andres’in sahibi olduğu Bazaar isimli tapas restoranında kendimize lezzet ziyafeti çekiyoruz. Restoran Los Angeles’tan tanıdık lezzetlere ve dekorasyona sahip. Philippe Starck imzalı otelin arka tarafında ise Hyde Beach bulunuyor. Havuz kenarında şezlonga uzanıp kokteyl menüsünden seçeceğiniz birbirinden farklı mojitolarla biraz çakırkeyif olup güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Otelin içinde sıkıldınız mı? Collins Avenue tam bir otel bölgesi, hemen yanıbaşınızdaki W Hotel içerisinde The Dutch isimli sempatik Amerikan barında lokal lezzetler ve deniz ürünleri atıştırabilirsiniz. Miami denince akla ilk gelenlerden, kartpostallardan tanıdığımız Ocean Drive’da yürümezseniz olmaz. Yürüyüş yorgunluğunu atmak, biraz soluklanmak için veya kahvaltı için tavsiyem News Cafe. Bu kafe gerçekten meşhur, menüsü zengin, o kadar zengin ki eğer isterseniz kebap bile yiyebilirsiniz. 24 saat kahvaltı servis eden mekanda günün her saati gazete, dergi okuyabilecek rahatlıktasınız. Bölgedeki sanat müzeleri de oldukça ilgi çekici… Alışveriş ve parti lokasyonu olarak bilinen South Beach’te yürümek ve bisiklete binmek en trendy hareket! Mart ve nisan aylarında South Beach sahillerinde iğne atsanız yere düşmez, otel fiyatları ise gerçek anlamda uçuyor.
MİAMİ’NİN YENİ TASARIM MAHALLESİ!
Midtown’da yer alan Miami Design District, baştan aşağı sanat, moda, yemek ve alışverişi bir arada sunuyor. Açık havada yer alan 130 sanat galerisi, showroomlar ve Prada, Louis Vuitton, Christian Louboutin gibi lüks markaların mağazaları zaten sizi kendinizden geçirmeye yetecek. Bitmedi, ünlü şeflerin gastronomik keşiflerini tadabileceğiniz ve gece de dans edip takılabileceğiniz barları bile mevcut. Tüm bir gününüzü sıra dışı sanatı deneyimlemek için buraya ayırın.
EĞLENCESİ BİR BAŞKA
Gece hayatı bir başka Miami’de, durdurak bilmiyor. Dünyanın en iyi gece kulüpleri arasında yer alan Set buranın vazgeçilmezi. Mekanın en havalı localarında tanınmış Türk simaları görmek mümkün. Miami Müzik Festivali kapsamında 26-30 Mart tarihlerinde ise ünlü DJ Avicii, Sls Hotel’i parti oteline çevirecek. Hatta ismi Avicii Hotel olarak anılacak bu süreçte. O dönemde SLS’de kalmak isterseniz bir gecelik tek kişi için 450 doları gözden çıkarmanız gerekiyor. Bir diğer iddialı gece kulübü de Story. 2014 yılının en iyi gece kulübü seçilen mekan South Beach’in en büyük gece kulübü olma özelliğini taşıyor. Story, Miami eğlenceseverlerin iyi bildiği LIV isimli gece kulübünün kardeşi sayılır. Story’de Calvin Harris, Tiesto gibi ünlü DJ’lerin performanslarına denk gelebilirsiniz. Bu arada şehrin ilk 24 saat açık olan kulübü de hizmet vermeye başladı. E11EVEN açılalı birkaç gün oldu ve tüm şehir burada eğlenmeye başladı bile. Kulüp South Beach bölgesinden 15 dakika uzaklıkta downtown’da yer alıyor.
MIAMI’NİN EN YENİSİ
Restaurant ve kulüp olarak şehrin en yeni ve heyecanlı mekanı Cavalli. Açılalı henüz birkaç hafta oldu. Cipriani salgını Miami sahillerine de vurmuş. Downtown’da yer alan İtalyan restoranında kanaldan geçen lüks tekneleri izleyebilirsiniz. Lezzeti tanıdık ama yeniyi keşfetmeyi sevenlerdenseniz sizin için ideal. Zuma Epic Otel’in içerisinde yer alıyor.Özellikle turistler mekanı mutlaka görmek istiyor. İçeride mutlaka Amerikan rüyasını yaşayan ünlü isimlere denk gelebiliyorsunuz. Cumartesi brunch’ında sake içmeyi sevenler için 100 çeşit sake var. Şefin tadım menüsünü tercih edin.
HALKA AÇIK LÜKS İTALYAN!
Bir diğer İtalyan tavsiyem de dünyaca ünlü marka Cecconi’s. Yakında İstanbul’da da açılması planlanan Soho House içerisinde bulunan restoran çevredeki İtalyanlara nazaran farklı ve ilgi çekici bir menüye sahip. Dev bir İtalyan ailesinin evine konuk olmak isterseniz burayın mutlaka deneyin. Unutmadan Soho Beach House dünyada Londra, Los Angeles gibi birçok yerde üyelik sistemi ile çalışıyor. 1995 yılında Londra’da ilk şubesi açılan mekana şanslıysanız üye arkadaşlarınızın misafiri olarak girebilirsiniz ancak Soho Beach House içerisinde bulunan restoran Cecconi’s herkese açık.
ALIŞVERİŞ YAPMADAN OLMAZ
Miami’deyiz alışverişsiz olur mu? Gardırobunuzu yazlık kıyafetlerle doldurmak için soluğu trafiğe kapalı olan Lincoln Caddesi’nde alın. Cadde üzerindeki peş peşe dizilmiş İtalyan restoranlarında gelene geçene bakıp yemeğinizi yiyebilir ardından da çılgınca alışveriş yapabilirsiniz. Alışveriş için bir sır vereyim: En favori mağazam Urban Outfitters’ın Miami mağazasındaki ürünler diğer şubelerinde yok. Bölgede otobüs ile her yere ulaşım kolay. Biz de 2.5 dolara Southbeach-Downtown- Aventura arasında mekik dokuduk. Aventura, İspanyolca ‘macera’ demek. “Burası tam bir macera bölgesi olacak” diyerek yaratılan bölge bataklık üzerine inşa edilmiş. Bölgenin en havalı alışveriş merkezi Aventura Mall’a bir gününüzü ayırın. Hem Cheesecake Factory’deki dev porsiyon yemekler ile kendinizden geçin hem de mağazalar arasında dolanın durun.