30 Ağustos 2014 Cumartesi
İSPANYA TURİZM DE KAZANCINI ARTIRDI
İspanya Endüstri, Enerji ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 2014′ün ilk 7 ayında ülkeye gelen yabancı turistlerin yaptığı harcamalar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 34 milyar 497 milyon euroya ulaştı. Temmuz ayında turistlerin yaptığı harcamaların ise 2013 yılına göre yüzde 4,5 artarak 8 milyar 151 milyon olarak gerçekleştiği belirtildi. Kışı başı ortalama günlük harcama ise yüzde 0,4 artış göstererek 109 euroya yükseldi. Turist başına düşen ortalama harcama ise geçen yıla göre değişim göstermedi, 950 euroda sabit kaldı.
İlk 7 aylık dönemde en fazla harcamayı, 6 milyar 812 milyon euro ile İngilizler yaptı. İngilizlerin yaptığı harcama geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,1 artış gösterdi. 5 milyar 461 milyon euro harcama yapan Almanlar ise ikinci sırada yer aldı. Almanların harcamasında ise 2013 yılına kıyasla yüzde 6 artış yaşandı. Ayrıca, Kuzey ülkelerinden gelen turistler yüzde 6,8 artışla 3 milyar 646 milyon euro ve Fransızlar yüzde 6,5 artışla 3 milyar 269 milyon euro harcama yaptı.
Yabancı misafirler, en çok harcamayı İspanya’nın kuzeydoğusunda bulunan Katalonya bölgesinde yaptı. Katalonya’da yapılan harcama 8 milyar 151 milyon euroyu bulurken, ikinci sırada yer alan Kanarya Adaları’nda 7 milyar 56 milyon euro harcama yapıldı.
KURAKLIK SORUNU
Yaşanan kuraklığa dikkat çekerek, tarımdaki olumsuz arz koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çektiğini kaydeden sunumunda ekmek, et ve süt ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarını grafiklerle ortaya koydu. Sunuma göre gıda dışı enflasyon yüzde 8.3 iken, ekmek tahıllarda fiyat artışı yüzde 14.3’e çıktı. Et ürünlerindeki artış yüzde 17.7’yi bulurken peynir ve diğer süt ürünlerindeki artışın da yüzde 16.7 oldu. Merkez Bankası gıda fiyatlarının ucuzlaması için yine ithalatı önerdi.
Banka sunumunda kuraklığın yarattığı sıkıntıyı da ortaya koydu. 1972 ile 2014 yılları arasındaki kuraklık verilerini paylaşan Merkez Bankası 1973, 1994, 2001 yıllarında “olağanüstü kuraklık” meydana geldiğini belirtti. Bu üç yıldaki kuraklığın benzerinin 2014’te de yaşandığını kaydeden Merkez Bankası gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin de enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Merkez Bankası, bunun sonucunda gıda fiyatlarının yılın başından itibaren tarihi eğiliminden ayrıştığını vurguladı.
ET, EKMEK, SÜT
Gıda fiyatlarının birçok alt kaleminde artışların gözlendiğine dikkat çeken Merkez Bankası, ekmek tahıllar, et ürünleri ile peynir ve diğer süt ürünlerini tek tek değerlendirdi. Ekmek tahıllar grubunda yıllık değişim 2013 yılının aralık ayında yüzde 10 düzeyinde olurken, bu yılın başından itibaren artış hızlandı. Mart-nisan aylarında yüzde 14’lere gelen ekmek tahıllardaki fiyat değişimi, temmuz ayında yüzde 14,3’e yükseldi. Et ürünlerinde 2013 yılının aralık ayında yüzde 10’lar civarında olan et ürünlerindeki yıllık değişim, zikzaklı bir trend izledi. Mayıs ayından itibaren ise artan bir grafik meydana geldi. Mayıs ayında yüzde 15’in üzerinde olan yıllık değişim, temmuz ayında yüzde 17.7’ye yükseldi. Peynir ve diğer
süt ürünlerinde de benzer trend oldu. Yılın başından itibaren sürekli artış gösteren peynir ve diğer süt ürünlerinin haziran ayında yıllık değişimi yüzde 15 iken, temmuzda 16.7’ye yükseldi.
SEPETTE PAYI YÜKSEK
BİR süredir gıda fiyatlarının enflasyon sepetindeki payının yüksek olduğu eleştirileri yapılmaya başlanmıştı. Merkez Bankası da sunumunda bu noktaya dikkat çekti. TÜFE sepetinde gıdanın payı Türkiye’de yüzde 24,5. Gıdanın en yüksek paya sahip olduğu ülke Hindistan. Hindistan’da gıdanın enflasyon içindeki payı yüzde 47 düzeyinde. İkinci sırada Rusya var. Rusya’da oran yüzde 32, üçüncü sırada yer alan Romanya’da ise yüzde 31 civarında paya sahip. Türkiye dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye’den sonra sıralama; Macaristan, Portekiz, Yunanistan, Polonya, İspanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Malta, Fransa olarak devam ediyor.
TURİZMİN İNSANDAN ALDIKLARI
Sağlık, Huzur, Keyif, Mutluluk ve Hayır; Hanelerinizi Bereketle Gönüllerinizi Neşe İle Doldursun.
Otelcilik’te Geleneksel /Alaylı Jenerasyon, Biz ve Bizden Sonraki Genç Jenerasyon
Bir çoğu bugün emekli işlerinin ehli olan, emektar ve mesleğin altın nesli abilerimiz vardı bizim. Bizler mesleğe başladığımız yıllarda; abilerimizin bir kısmı zamana günün koşullarına ayak uydurarak mesleğe devam ederlerken, bir kısmı da yaşlı denilerek oyun dışı bırakıldılar. Bu neslin özelliklerini; disiplinli ve sorumluluk duygusu yüksek, ciddiyete, hiyerarşiye, saygıya önem veren, karar alırken konu üzerinde daha önceden ders çalışarak tecrübelere dayandırılan kararları alma yetisi güçlü bir nesil olarak özetleyebiliriz. Faturalarını zamanında ödeyen, sözü senet olan, otoriteye yüksek saygısı olan, sosyal düzenden yana olarak bilinen bu nesil; işine ve işyerine sadık çalışanlardı. Kendini işine ve ailesine adamış bu nesil takım çalışmasına ve işbirliğine sıkı sıkıya bağlıydılar.
Bu abilerin arkalarında okullu, eğitimli, refah ve iyimserlik çağının çocukları büyümekteydi. Bu nesil okullu ve eğitimli olmanın yanı sıra abilerinden sıkı çalışmayı, güvenmeyi, inanmayı ve başarı için bir bedel ödenmesi gerektiğini öğrendi. İşte o noktada iş koliklik nesli başladı. Bu nesil adım, adım terfi etmeye inandırıldı. Sektörün hızlı büyüdüğü bu yıllarda; toplumun ve ailelerin turizme, otelciliğe bakış açısı güvencesi ve geleceği olmayan bir iş tavrıydı ki; arada kalan bu nesil iş ve hayat arasında bir denge sağlamaya bir önceki nesilden daha fazla talipti. Bu nesil sadakatle sürekli öğrenmeye ve yeteneklerini geliştirmeye önem verdi. Bu nesil teknik konularda kabiliyetlerini öyle geliştirdi ki saat odaklı değil iş bitirme odaklı çalışmaya koyuldu.
Eleştiriye açıklıklarının yanında; değişime, gelişime çabuk adapte oldu. Bu nesil teknolojiyle tanıştı. Zamanla teknolojiye takım olarak yatkınlık gösterme eğilimine girdi. Farklılıkları kucakladı, iyimserdi, iş, işleyiş ve yaşam kültürü ve değerlerine kolay adapte oldu. Esnek, daha dengeli bir yaşam arzusu içerisine girdi. Bu nesil işlerinin yanı sıra çalışarak ve yaşayarak büyüdü aynı anda bir çok görevi yerine getirdi. Bu nesil benim neslim, benim jenerasyonumdu. Kendine güvenen karşısındakine bunu yansıtabilen bir nesil olduk bizler. Bizler de yaşayarak öğrendik ki; karşılıklı ve ortak çıkarların, hakların doğru oluşturulamadığı tesislerde iş etiğinin eksikliği işveren ve çalışan arasında çatışmaların ana kaynağını oluşturuyor.
Genç nesil otelci adayları son dönemde “tembel” olarak değerlendiriliyor. Yatırımcılar genç ve dinamik bir işgören kadrosu isterken, profesyoneller işi bilen tecrübeli olgun işgören peşindedir her daim. Tesislerde yaşanan gerçek; genelde genç çalışanların kendilerini işlerine adamadıkları ve sadece gerekli olduğu kadar veya biraz fazla çalıştıkları şikayet olarak gözlemlenirken; bizim jenerasyonumuz bu kuşağın aksine işkoliktir. Gelenekçi kuşak abilerimiz ise; daha sıkı çalışan bir nesli yetiştirmiş ve yönetmiş olmalarından dolayı tecrübeli ve sorumluluk sahibi olan bizim kuşağımızı genç kuşaktan daha fazla çalıştırır durumdalar. Genç çalışanlar daha “ben” merkezlidirler. Yaşlı kuşaklara göre daha hızlı terfi etmek isterler ve iş hayatlarının daha az önemli bir kısmını oluşturur.
Otelcilik sektöründe ki genç jenerasyonun önceki kuşaklara göre aynı yaşlarda daha çok iş değiştirdiği görülüyor. Tesislerde; yaşlı çalışanlara yaşları ve tecrübeleri için hürmet edilirken, aynı zamanda genç çalışanları yetenekleri için takdir eden işletmelerin çalışanlarının saygısını kazandığı aşikardır. Yeni nesil sektör çalışanlarının saygı ve otorite konusunda müdürlerinden “şöyle yap çünkü ben öyle yapmanı söylüyorum” yaklaşımı için şikayetleri hiç bitmemekte.
İşletme sahibi, profesyonel yönetici ve çalışanlararasında çıkan çatışmalar genellikle yorumlama ve yanlış algılama hatalarından kaynaklanır. Yatırımcı, yönetici, personel ve/veya misafir arasında çıkan çatışma ile başa çıkmada en etkin yol iletişimdir. Kuşak/Jenerasyon farklılıkları eğitim ve öğrenim stili ihtiyaçlarını da farklılaştırmaktadır. Maalesef üzülerek yazıyorum ki; işin önemi ve niteliği halen çalışmakta olan ve gittikçe yaşlanan otelci personel arasında da, işe sektöre yeni girenler arasında da azalmakta.
Bunun ana sebebi; işletmecilerin çalışanlarına olan sadakat algısının gittikçe azalması hatta yok olması olarak bakabiliriz. Hizmet sektöründe ki önemli bir algı olarak; çalışanlar genellikle kendilerini mutlu eden işyerlerinde kalıcı olmaya meyilli olurlar. Yaşlıların tecrübesine ve yeteneklere saygı gösterilen ve yeni çalışanların katkısına minnettar olunan işyerlerinde personeli kazanma ve elde tutma oranları da yüksek olur.
Yaşam sürecimizin hızla aktığı hayat yolculuğumuzda zaman, köklü değişimleri de beraberinde getiriyor. Değişen toplumsal değerler, yaşam standartları, teknoloji kullanımları, aile yapıları, iş hayatına bakış, giyim ve müzik tercihleri açısından incelediğimizde kuşaklar arasındaki farkın büyük bir hızla büyüdüğü, aranın açıldığını görüyoruz. Etkin bir yönetim ile misyonu, vizyonu bulunan ve belirli bir kültüre sahip olan kurumlar, güçlü bir iletişim ağı ile şeffaf bir yönetim sistemi içerisinde olmalı diye düşünüyorum. Hedefimiz en başta “birbirimizi anlayarak, birlikte çalışıp” ortak amaç olan geleceğimizi kurmak ve yönetmek olduğunu unutmalıyız.
Kimse bizi kendimize sakladığımız bilgi/beceri, deneyim ve tarzla anmaz.
Eğer bu gün paylaşmazsanız; yarın da düne benzeyecektir.
Eğer hiç paylaşmazsanız çok ta önemli değil zaten.
Hissettiklerinizi söyleyin. Düşündüklerinizi yapın.
Ölüm yaşlanmakla değil; unutmak ve unutulmakla gelir.
28 Ağustos 2014 Perşembe
BEŞİKTAŞ TRAVEL KURULDU...
Türkiye’nin önde gelen spor kulüplerinden Beşiktaş ile yine önde gelen tur operatörlerinden Jolly Tur arasında önemli bir anlaşma imzalandı. Yapılan anlaşmayla kurulan BeşiktaşTravel, hem taraftara indirimli ulaşım ve konaklama sağlayacak, hem de Beşiktaş’a yılda 1 milyon TL gelir kazandıracak.
FİKRET ORMAN: MARKAMIZI TURİZM SEKTÖRÜNDE DE TEMSİLE DECEĞİZ
İmza töreninde konuşan Beşiktaş JK Başkanı Fikret orman, “Türkiyenin en önemli turizm firması jolly Tur ile yaptığımız bu anlaşma, hem taraftara önemli indirim imkanları sağlayacak, hem de Beşiktaş’a ekonomik gelir kazandıracak. Maddi getirisinin yanı sıra deplasmanlarda daha kuvvetli olacağımıza inanıyorum. BeşiktaşTravel ile taraftarlar pek çok avantajlardan faydalanacak. Bununla birlikte bu anlaşma, Beşiktaş’a maddi bir katkı da sağlayacak. Epeydir bu anlaşmayı yapmayı planlıyorduk. Bugün Mert Vardar ile anlaşmayı imzalıyoruz. Biz uzun zamandır bir atılım içindeyiz. Bu anlaşmanın da Beşiktaş’a hayırlı olmasını diliyorum. Kurduğumuz seyahat sitesi ile markamızı turizm sektöründe de temsil edeceğiz.” dedi.
Toplantıda konuşan Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar ise turizm sektöründe 27 yılı geride bırakan Jolly ile Beşiktaş rasında kurulan bu işbirliğinden son derece memnun olduklarını ifade etti. Beşiktaş taraftarının indirimli konaklama ve ulaşım olanaklarından faydalanacağını belirten Vardar, Beşiktaş Travel aracılığıyla taraftarın aynı zamanda diğer tüm turizm alanlarından da faydalanacağını kaydetti. Vardar, “Bu platform üzerinden satın alınacak her tatil üzerinden Beşiktaş takımı da önemli bir gelir elde etme imkanına kavuşacak. Amacımız Beşiktaş kulübünün bu anlaşma üzerinden yılda 1 milyon TL gelir elde etmesi. Sitede sadece maç turlarını değil, kültür turlarından yurt dışına, Kıbrıs seyahatine uçak biletine kadar her türlü seyahat ürününü taraftar ile buluşturacağız. Taraftarlar, bu site üzerinden her türlü erken rezervasyon fırsatından yararlanacağı gibi, zaman zaman düzenlenecek özel kampanyalarla, fiyat avantajlı tatil imkanlarından faydalanabilecekler” dedi.
TEMMUZ AYI ZİYARETÇİ RAKAMLARI
2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 13.52 artarak 5 milyon 214 bin ulaştı. 2014 Ocak-Temmuz döneminde ise ülkeye gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre % 6.84 arttı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü’nden elde ettiği geçici verilere göre; 2014 yılı Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 13,52 ‘lik bir artışla 5 milyon 214 bin 519 arttı. Temmuz ayında gelen yabancı ziyaretçinin 291 bin 168′ini günübirlikçiler oluşturdu.
İLK BEŞ İL
Temmuz ayında gelen yabancı ziyaretçilerin en çok giriş yaptıkları sınır kapılarının bağlı olduğu iller sıralamasında ilk 5 il aşağıdaki şekilde gerçekleşti:
1- ANTALYA % 37,89 (1 975 694)
2- İSTANBUL % 22,19 (1 157 145)
3- MUĞLA % 11,97 (624 165)
4- EDİRNE % 10,22 (533 023)
5- İZMİR % 4,40 (229 382)
2- İSTANBUL % 22,19 (1 157 145)
3- MUĞLA % 11,97 (624 165)
4- EDİRNE % 10,22 (533 023)
5- İZMİR % 4,40 (229 382)
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yazılı bir açıklama yaparak, turizm verilerine göre temmuzda yabancı ziyaretçi sayısında 13,52 artış yaşandığını bildirdi.
Çelik, yazılı açıklamasında, yılın ilk aylarından itibaren bir önceki yıla kıyasla artan ziyaretçi sayısının temmuzda zirveye ulaştığını belirterek, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarla birlikte yakın coğrafyada yaşanan olumsuz gelişmelere nazaran huzur ve güven ortamının hiçbir zaman sekteye uğramaması, turizm sektörünün kalıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma içerisine girmesini sağladığını ifade etti.
AGVA AGVA GIBI KALSIN..
Şu günlerde, kentteki yeşil alanların, ekolojik dengenin korunması için peş peşe kampanyalar düzenleniyor… Son bir haftadır bu köşede Kadıköy Moda Bostanı, Üsküdar Validebağ ve Sarıyer Gümüşdere’den yükselen ‘Yeşili koruyalım’ isyanını okudunuz. Şimdi benzer bir serzeniş de Şile Ağva’dan geliyor… Bu kez şikâyetçiler Küçük Oteller Derneği ve Ağva’yı Keşfet Sürdürülebilir Turizm ve Çevre Platformu… Ağva Otoyolu projesinin, sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin en önemli ekoturizm bölgelerinden biri olan Ağva’yı olumsuz etkileyeceğini düşünen dernek ve platform üyeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çağrıda bulunarak otoyol güzergâhının değiştirilmesini istiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Kuzey Anadolu Otoyolu Ağva Geçişi hakkında bir mektup gönderen Küçük Oteller Derneği Başkanı Ö.Faruk Boyacı, projenin revize edilmesi gerektiğini söylüyor:
‘GÜNEYE KAYDIRILSIN’
“Ağva, son 15 yılda ülkenin yeni trendi küçük otel turizminin yaygınlaşmasına ve ülkemizde önemli bir sektör haline gelmesine de öncülük etmiştir. Göçe Köyü ile Kurfallı Köyü kavşakları arasında kalan ve Ağva Göksu Deresi üzerinden geçen ‘Ağva Geçişi’, Ağva’daki eko-turizmi çok olumsuz şekilde etkileyeceği için; bu hattın revize edilmesini ve Ağva’dan uzaklaştırılmasını istiyoruz.”
Explore Ağva / Ağva’yı Keşfet Sürdürülebilir Turizm ve Çevre Platformu Üyesi Dr.Haşim Atasoy ise TIR ve kamyonların geçeceği otoyolun Ağva’nın doğal hazinesine zarar vereceğini belirtiyor: “Bozulmamış bir ekosistemde yer alan Ağva’daki Göksu ve Yeşilçay dereleri, su kaplumbağaları, porsuklar, balıkçıl kuşlar, saka kuşları ve onlarca nadir türün yaşadığı bir su yoludur. Bölge, birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. 6 şeritli, TIR ve kamyon ağırlıklı otoyolun, Ağva’nın tam ortasından geçmesi, tüm bu değerlere zarar verecek. Otoyolun 6-7 km güneye kaydırılması ve bu bölgelerden tünel ile geçmesi bu olumsuzlukları azaltacaktır.”
ALMANLARIN TERCIHI YUNANISTAN VE İSPANYA OLDU...
Almanya çıkışlı uçak yolcu sayısında en büyük artış Kanarya Adaları ve Yunanistan’a yönelik oldu.2014’ün ilk yarısındaki galip belli oldu. İspanya ve Yunanistan kişi bazında en büyük artışı kaydetti. Kaybedenler ise yine Mısır, Japonya ve Tayland oldu.
Kanarya Adalarında en büyük artışı Gran Canaria havalimanı kaydetti. Almanya’dan bu havalimanına geçen yılın aynı dönemine göre artı yüzde 18,5 fazla yolcu indi. Yunanistan ise orantısal olarak daha da büyük bir artış kaydetti: Yüzde 19,2
Diğer kazananlar arasında Meksika (+% 24,4), İsrail (+%16,6), Dominik Cumhuriyeti (+%10,6) ve Türkiye vardı. Ancak Türkiye’ye yönelik yolcu sayısındaki artış, çok küçük kaldığı için rakamsal karşılığı verilmedi.
Alman İstatistik Dairesine göre Mısır’a yönelik yüzde 26,7 daha az yolcu uçtu. Tayland’daki darbe olayı burada da etkisini gösterdi: -%11,8. Ancak Japonya’ya neden yüzde 13 daha az yolcu uçtu henüz açıklanması gerekiyor.
Almanya yolcuların uçuş toplam sayısı geçen yıla göre yüzde 1,6 artarak, 48,2 milyona çıktı.
OTELCİ OLMAK İÇİN
Yusuf Şimşek ve İsmail Hakkı Altun’un yönetimindeki Ofton İnşaat İstanbul merkezinde arsa topluyor. Metrekaresi 4 ila 10 bin dolar arasında değişen lüks konutlar yapan şirket şimdi şehir otelciliğinde de büyüyor. Merter E5 hattındaki Sportive mağazasının arsasını satın alan şirket bu binayı yıkarak yerine 320 odalı bir şehir oteli yapacak. 3 ay içinde Piyalepaşa’da 204 odalı Hilton Garden Oteli tamamlayacak olan şirket Levent’te de 200 odalı bir otel planlıyor. Otel yatırımlarının beklemedikleri şekilde büyüdüğünü belirten Ofton İnşaat Eşbaşkanı İsmail Hakkı Altun, “ Ofton zorunluluktan otelci oldu ama isabetli de oldu. Konut planladığımız yerde imar durumu otel deyince biz de otel yaptık. Taksim’deki 200 odalı Rixos Elysium Oteli de yaklaşık 4 aydır biz işletmeye başladık. İnşaatına başlanan ve arsası alınan yerlerle birlikte İstanbul’da bin yatak kapasitesine ulaşacağız” dedi .
BAKAN ARSASINA REZİDANS
Bomonti, Ortaköy ve Kandilli de konut projeleri olduğunu belirten Altun, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın şirketinin arsasında kat karşılığı lüks rezidans projesi yapacaklarını söyledi. Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen arsa konusunda Erdoğan Bayraktar ve çocuklarının yönetiminde bulunduğu Bayraktar İnşaat ve Taahhüt Limited şirketinin Koşuyolu’ndaki araziyi 22 milyon liraya satın aldığı ve Marmaray projesi sonrası arsasının değerinin 2 kat arttığı iddia edilmişti. Söz konusu projenin ruhsatı için son aşamaya gelindiğini belirten Altun, iddialara şöyle yanıt verdi; “Ortada gizli saklı bir iş yok. Arsa Marmaray projesi belli olduktan sonra alındı. Öyle söylenildiği gibi önceden alınıp büyük değer artışı yaşanmadı. Zaten arsa Galatasaray Kulübü eski başkanı işadamı Selahattin Beyazıt’tan alındı. O aile yatırımcılığı iyi bilir. Bu kadar büyük rant olsa satmazlardı.” Koşuyolu projesinden 80 milyon dolarlık satış beklediklerini belirten Altun, 54 büyük daire ile 32 adet 2+1 daire yapacaklarını ve dükkanlara da yer vereceklerini kaydetti.
5 yıl yetecek arsamız var
Bomonti’de konut projesi için hafriyata başladıklarını, Kandilli ’de ise 3 proje planladıklarını belirten İsmail Hakkı Altun, 5 yıl proje yapacak arsaları olduğunu söyledi. Nişantaşı’nda kentsel dönüşüm için arsa topladıklarını belirten Altun, Dolapdere’deki eski Bilgi Üniversitesi arsasında kat karşılığı modeliyle konut, ofis ve otelden oluşan bir proje yapacaklarını dile getirdi. Altun, Bodrum’da da Bodrum Kalesi ve denizi gören lüks 2 proje hayata geçireceklerini ifade etti.
Dönüşümde köşe kapmaca
Kentsel dönüşümdeki firmaların köşe kapma yarışı yaptıklarını belirten İsmail Hakkı Altun, “Firmalar yer kapmak için mal sahiplerine gerçek dışı vaatlerde bulunuyor. Sonra süreç tıkanıyor” dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)




