27 Aralık 2014 Cumartesi

İŞTE DÜNYA ŞEHİRLERİNİN KONAKLAMA FİYATLARI


Son dönemin yükselen seyahat sitelerinden Airbnb 2014 Konaklama Fiyatı Endeksi’ni açıkladı. Endekste hem Airbnb’de yer alan konaklama fiyatları hem de şehirlerde yer alan tüm otel ve hostellerin konaklama fiyatları ayrı kategoriler halinde değerlendirildi.

İstanbul Airbnb ortalama fiyatlarında pahalılıkta Paris, Brüksel ve Helsinki gibi ülkeleri geride bıraktı.İşte Airbnb ortalama konaklama fiyatına göre en ucuzundan en pahalısına 50 şehir:

NOT: Genel konaklama ortalama fiyatları şehirlerdeki 1,2,3,4 ve 5 yıldızlı oteller ve hostel fiyatları göz önünde bulundurularak hesaplanmıştır.

Dünya şehirlerinin konaklama fiyatları

Mons (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 50 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Reims (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 55 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Las Palmas (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 62 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Toulouse (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 64 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 66 dolar

Groningen (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 69 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Lizbon (Portekiz)

Airbnb ortalama fiyatı: 74 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Montreal (Kanada)

Airbnb ortalama fiyatı: 75 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 82 dolar

Lille (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 76 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 79 dolar

Bremen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 77 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Lyon (Franasa)

Airbnb ortalama fiyatı: 79 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Marsilya (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 79 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 69 dolar

Leuven (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 80 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Leuven (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 80 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Siracusa (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 81 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Seul (Güney Kore)

Airbnb ortalama fiyatı: 82 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 85 dolar

Korsika (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 82 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 65 dolar

Haarlem (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 84 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Paris (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 117 dolar

Helsinki (Finlandiya)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Antwerp (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

Brüksel (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 75 dolar

Utrecht (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 87 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Essen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 88 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 65 dolar

Modena (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Ibiza (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Torino (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 91 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 67 dolar

Kudüs (İsrail)

Airbnb ortalama fiyatı: 92 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 91 dolar

Den Haag (Hollanda)

Airbnb ortalama fiyatı: 92 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 67 dolar

Namur (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 93 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 87 dolar

Köln (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 93 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Nice (Fransa)

Airbnb ortalama fiyatı: 98 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 73 dolar

Rügen (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 77 dolar

İstanbul (Türkiye)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 68 dolar

Berlin (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 100 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Bern (İsviçre)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 104 dolar

Liege (Belçika)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 79 dolar

Oslo (Norveç)

Airbnb ortalama fiyatı: 103 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 75 dolar

Madrid (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 105 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 74 dolar

Leeds (İngiltere)

Airbnb ortalama fiyatı: 108 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 72 dolar

Lozan (İsviçre)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 101 dolar

Toronto (Kanada)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 93 dolar

Baden-Baden (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 110 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 83 dolar

Münih (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 111 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 73 dolar

Nürnberg (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 111 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 69 dolar

Bilbao (İspanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 115 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 64 dolar

Stuttgart (Almanya)

Airbnb ortalama fiyatı: 116 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 76 dolar

Milano (İtalya)

Airbnb ortalama fiyatı: 116 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 71 dolar

Kopenhag (Danimarka)

Airbnb ortalama fiyatı: 118 dolar

Genel konaklama ortalama fiyatı: 89 dolar

1 Aralık 2014 Pazartesi

Coca-Cola’dan, Coca-Cola Lime


Sirha Lyon 24-28 Ocak 2015 tarihleri arasında düzenlenecek...






Dünya ikram, otelcilik ve Food Service/Gıda Hizmet sektörlerinin en büyük buluşması 24-28 Ocak 2015 tarihlerinde Eurexpo Lyon'da gerçekleşecek. Sirha Fuar Direktörü Marie- Odile Fondeur'ün yöneticiliğini yaptığı basın toplantısında; Dünya Mutfağı Zirvesi Genel Delegesi Frederic Loeb, Dünya Pastacılık Kupası Kurucu Başkanı ve Sirha Lyon'un kurucularından Gabriel Paillasson, Bocuse d'Or Akademi Başkan Yardımcısı ve Akademi Koçu Rudolf Van Nunen, Gastronomik Etkinlikler Müdürü Florent Suplisson, Sirha Lyon 2015 ile ilgili bilgiler verdi.


Otelcilik-ikram sektörünün profesyonellerinn vazgeçilmez buluşması olan Sirha, her iki yılda bir ikram sektörleri için binlerce ürünü sunarak her kesimden üretici ve distribütörleri, "Yarının Tabağı"nın tüm büyük oyuncularını bir araya getiriyor. Tüm dünyadan şefler, karar vericiler ve kullanıcılar, toptancılar ve sanayiciler, gurmeler, danışmanlık firmaları, Sirha'da bir araya geliyor!




Sirha, yeni ürünleri ve son teknolojik yenilikleri, saygın yemek yarışmalarını eşsiz bir atmosferde sunuyor. Dünya Gıda Hizmet/Food Service sektörünün en büyük etkinliği olan Sirha'ya bu yıl 3 bin katılımcı ve markanın katılması bekleniyor. 2015 buluşmasında, 11 sergi sektörü, 130 bin metrekareden fazla bir alanda ziyaretçilere büyük süpriz ve yenilikler sunacak.

Sirha World Cuisine Summit'in 2.'sine aynı fuarda ev sahipliği yapacak. Bocuse d'Or finali coşkulu bir izleyici kitlesi önünde 5 saat 35 dakikalık canlı sınavların sonunda dünyanın en iyi aşçısını taçlandıracak. Dünya Pastacılık Kupası, "Şekerin Sihirbazları" olan 22 üçlüyü yarıştıracak. International Catering Cup ise; tüm dünyadan 24 aday arasında en iyi catering'ciyi ödüllendirecek.

Ulusararası damak tadı bienali BIG

Sirha ile uyumlu olarak Ulusararası damak tadı bienali BIG beş gün içinde tüm Lyon genelinde halka açık etkinlikleri bir araya getirecek. Tunnel Mode doux de la Croix-Rousse ise, 1,7 km üzerinde şeflerin sunumları ve tadımları ile dünyanın en uzun peynir platosuna ev sahipliği yapacak.

Marie-Odile Fondeur, "2015'te bizimle tutkuyu, cömertliği, mükemmelliğin tadını ve konforu paylaşın" diyerek tüm ilgilileri Sirha 2015'e davet etti.





t

KOZA LIVE’da Perdeler açılıyor…




1994 yılında İstanbul’da kurulan Koza Gıda, gastronomi sektöründe ithal gıda ürünleri konusunda Türkiye’nin öncü firması olarak misyonunu devam ettiriyor. Koza Gıda, gastronomi sektörüne katkıda bulunmak amacıyla uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezini tek bir çatı altında topladı ve bu aktivite alanına KOZA LIVE ismini verdi.


Sektördeki büyümenin Koza Gıda’yı daha donanımlı ve daha modern bir alan yaratma fikrine ittiğini söyleyen Koza Gıda'nın Pazarlama Müdürü Ahmet Şanoğlu, "Koza Gıda için, gastronomi sektörüne katkıda bulunmak bir görev haline geldi. Bu fikir doğrultusunda Koza Gıda, uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezini tek bir çatı altında topladı. Yapılan bu yatırım ile hem sektörün gelişimine katkıda bulunmak hem de burada gerçekleşecek etkinlikler ile şeflere ve geleceğin şefleri olan gastronomi öğrencilerine fayda sağlamak amaçlandı. Bu yeni alanın ismi KOZA LIVE olarak belirlendi; çünkü burası tam bir aktivite merkezi olacak" diyor.




Yeni aktivite alanı KOZA LIVE'da pek çok ürün sergilenecek




“Yeni aktivite alanı KOZA LIVE’da uygulama mutfağı ve ileri pastacılık merkezinin yanında Showroom da yer alacak" diyen Şanoğlu, showroomlarında dünya mutfağından pastacılığa, ekipmandan sunum-teşhire dair pek çok ürün sergileneceğini müjdeliyor. Böylece ziyaretçiler tüm ürünleri yakından inceleme ve şeflerden ürünlerle ilgili bilgi alma imkânına sahip olacaklar.

Koza Gıda bünyesinde bulunan 11 kişilik mutfak ekibi seçkin ve uluslararası deneyime sahip şeflerden oluşuyor. Ayrıca davet edilecek olan dünyaca ünlü yabancı şefler tarafından da çeşitli mutfak ve pastacılık uygulamaları KOZA LIVE’da gerçekleştirilecek.

KOZA LİVE, 5-9 Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek olan dünya mutfağı ve ileri pastacılık günleri ile kapılarını mutfak profesyonellerine açacak. Koza Gıda, tüm birikim ve deneyimlerini paylaşarak Türk gastronomi sektörüne hizmete devam ediyor.

Peynirde tuz oranı azalıyor




Beyaz peynir, kaşar, eritme peyniri, tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azalacak


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, beyaz, kaşar, eritme ve tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azaltacaklarını açıkladı.




Bakan Eker, bazı gıda ürünlerine yönelik tuz, şeker ve katkı maddesi düzenlemeleri konusunda bilgi verdi.




Ekmekteki tuz oranını yüzde 2'den 1,5'e düşürdüklerini, buna paralel olarak salça, peynir ve zeytin gibi salamura ürünlerde tuz miktarını azalttıklarını bildiren Eker, ekmekte eskiden 17 çeşit katkı maddesi bulunduğunu, hayata geçirdikleri düzenlemenin ardından sadece su, un, tuz ve maya ile bazı ekmek türlerine C vitamini katılmasına izin verdiklerini anlattı.




Sucuk ve pastırmada katkı maddelerini yasakladıklarını, çiğ köfte ve mezelerde sitrik asit dışındaki bütün katkı maddelerine izin vermediklerini bildiren Eker, "Türkiye'de kişi başına tuz tüketimi şu anda ortalama 15 gram. Bu çok yüksek bir rakam. Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği miktar 5 gramın altı. Biz dünyadan 3 kat daha fazla tuz tüketiyoruz. Pul biberde yüzde 22 azalttık tuz oranını, yüzde 9'dan yüzde 7'ye düşürdük. Salçada yüzde 64, zeytinde yüzde 50 azalttık. Tuz etiketlerinde 'Tuzu azaltın, sağlığınızı koruyun' ifadesi zorunlu hale getirildi. Meyve sularına ilave şeker koymayı yasakladık. Meyve suyuna ilave şeker konulmaması lazım" diye konuştu.




"Muhafaza aracı olarak tuza başvuruluyor"

Tuzu azaltma çalışmalarının devam edeceğini bildiren Eker, şunları kaydetti: "Beyaz peynir, kaşar, eritme peyniri, tulum peynirindeki tuzu yüzde 12 ila 40 arasında değişen oranlarda azaltacağız. Burada tuzdaki aslında lezzetten çok bir takım bakterilere, mikroplara karşı koruyucu önlem olarak konuluyor. Muhafaza aracı olarak tuza başvuruluyor. Ama tuzun sağlığa özellikle günümüz dünyasında zararlı olduğu yönünde, kalp damar hastalıkları, tansiyon vesaire... Eğer bir tercihle karşı karşıya kalırsak sağlığı lezzete tercih ederiz. Alışkanlıkla ilgilidir. Psikolojik faktördür. Zararı var. Mineral madde, su bağlıyor. mineral madde olarak yararı var ama azı, çok az bir miktarı yeterli. Bunu tutup da çoğaltırsanız, haddinden fazla alırsanız, insanları tuzluluğa alıştırırsanız, o zaman da kalp damar hastalıkları, tansiyon başta olmak üzere birçok riski beraberinde getirebilir."

Bocuse d’Or Battle Sirha İstanbul’da büyük heyecan




Sirha İstanbul'un ikinci günü prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or heyecanı ile start aldı. Yarışmanın finali büyük ilgi odağı olurken, gün boyu devam eden zorlu rekabetin birincisine Altınbaşak sponsorluğunda altın tava hediye edildi. Ayrıca Food in Life Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Gökmen Sözen de yarışmacılara hediyeler takdim etti.


Dünyanın prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or, çağdaş ve eğlenceli bir atmosferde turnuva heyecanını dünyanın en yetenekli aşçılarıyla bir araya getirdi. Gün boyu devam eden farklı etaplar neticesinde finale Mutlu Şevket Yılmaz- Vladislav Djatsuk ve Erol Varlık- Ronald Debuyst'ın takımı kaldı. Metro Toptancı Market sponsorluğunda yarışmacılara kapalı kutularda yerel Türkiye ürünleri sunuldu. Şefler, etabın ilk 10 dakikasında, malzemeleri inceleyerek reçetelerini oluşturdular. Final aşamasının bu konudaki zorluğu yabancı şeflerin Türkiye ürünlerini çok iyi tanımamasıydı. Bu noktada Türk şeflere; bir takım olarak çalışmak ve yerel ürünleri takım arkadaşlarına anlatmak adına büyük görev düştü. Ayrıca yarışmacılar kutular içindeki ürünlerin yüzde 70’ini kullanmak durumundaydı. Eğlenceli yarışmanın jüri üyeleri arasında ise Rudolf Van Nunen ve Fabio Brambilla gibi prestili şefler bulundu. Bocuse d'Or yarışması Türk aşçıların yeni deneyimler kazanması ve Bocuse d'Or ailesi ile tanışmaları için büyük bir fırsat teşkil ediyor. Yaklaşık 2 saatlik maratonun kazananı ise Erol Varlık ve Ronald Debuyst oldu. Bu coşkulu gastronomi maratonunun birincisi Bocuse d’Or’un ulusal seçmelerini Lyon’da izleme fırsatını elde etti.

Coğrafi işaretli yerel ürünlerin önemi vurgulandı
Sirha İstanbul’un ikinci gününü renklendiren Bocuse d’Or yarışması aynı zamanda yerel Türk malzemelerinin modern dokunuşlarla harmanlanmasını sağlayarak; yerel ürünlerin kullanım değerinin artmasına vurgu yaptı. Yarışmanın sponsorlarından Metro Toptancı Market’in destekleriyle tüm yarışma boyunca coğrafi işaretli yerel ürünler kullanıldı.

Metro Toptancı Market, yerel ürünlere verdiği büyük önem çerçeveside, "Anadolu'nun Lezzet Envanteri" etkinliği ile Türkiye genelinde kahvaltı sofralarından eksik olmayan nadir yiyecekleri vitrine çıkardı. Fuar boyunca her gün değişen ürünlerin sergilendiği bu etkinlikte, birçoğu unutulmaya yüz tutmuş baz ürünler tanıtıldı ve geleneksel bir pazar yeri oluşturuldu.

Sabah saatlerinde Metro’nun düzenlediği yöresel ürünlerle sunulan kahvaltı da büyük ilgi gördü. Ahmet Örs gibi sektör öncülerinin yer aldığı kahvaltıda Metro yetkilileri de bulundu. Metro Genel Müdürü Kubilay Özerkan: "Anadolu'nun eşsiz lezzetleri daha fazla profesyonel mutfağa girmeli, daha fazla şef tarafından kullanılmalı" diyerek Metro Toptancı Market için yerel değerlerin Türkiye'nin geleceği olduğunu sözlerine ekledi.

Birbirinden renkli etkinlikler
Sirha İstanbul, ilk gün Coupe du Monde de la Patisserie, ikinci gün Bocuse d’Or, üçüncü gün ise Louis Lesaffre Cup Türkiye seçmeleriyle her güne eğlenceli bir başka yarışma sığdırmayı başardı. Yarışma alanının yanı sıra Sirha İstanbul’a konuk olan gezici mutfak festivali Omnivore programı da oldukça ilgi çekiciydi. Ali Ronay, Didem Şenol, Murat Artukmaç, Guillaume Monjure, Kemal Demirasal, Aylin Yazıcıoğlu, Yılmaz Öztürk ve Maksut Akşar gibi önemli şeflerin katıldığı Omnivore festivali Sirha Fuarı’nın ikinci gününde Mama Shelter’da düzenlediği partiyle de hem lezzetli hem keyifli bir ortam sundu. Omnivore sahnesi üç gün boyunca birbirinden önemli Türk ve yabancı şeflerin sunumlarını misafirlerle buluşturdu.

Sirha İstanbul’a kendi marka ve ürünleriyle katılan firmalar da üç gün boyunca hem tadımlara hem de gösterişli şovlarla misafirlere keyifli dakikalar yaşattılar.
Bu yıl ikincisi düzenlenen Sirha İstanbul, gastronomi sektörünü zengin etkinlikler, yarışmalar ve özel lezzetlerle coşkuyla bir araya getirmeyi başardı.
Sirha Lyon ise 24-28 Ocak 2015 tarihinde Lyon’da düzenlenecek

Lüksemburg’dan ülkemize 22 madalya





Dünya çapında 70 ülkenin usta şefleriyle katıldığı Dünya Aşçılar Kupası’nda Türk aşçılarımızın yıldızı parladı. Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) Milli Takımı; Lüksemburg’daki Dünya Aşçılar Kupası’ndan 22 madalya ile döndü


Gastronomi dünyasının en prestijli ve en zor yarışmalarından biri olarak kabul edilen Lüksemburg Aşçılar Kupası’na Türk aşçılar damga vurdu. Dünya Aşçılar Birliği WACS’ın 4 yılda bir düzenlediği yarışmada bu yıl 70 ülkeden 2 bin 327 usta aşçı yarıştı. Türkiye Aşçılar Federasyonu TAFED Milli Takımı 7 aşçımızla yarışmalara katıldı.

Federasyon Milli Takım Direktörü Öğretim Görevlisi Şef Emrah Köksal Sezgin ve Milli Takımdan Sorumlu Başkan Vekili Rahmi Yılmaz yönetimindeki Milli Takım; 23 ayrı kategoride yarıştı; aşçılarımız toplam 22 madalya ve 1 diploma kazanarak ülkemize döndü. WACS'ın dünya çapında gerçekleştirdiği iki global yarışmada; Almanya’dan sonra Lüksemburg’da da altın madalya kazanan Şef Emrah Köksal Sezgin; başarısıyla Türkiye'ye bir ilki yaşattı.

Dünya Aşçılar Kupası’nda Şef Emrah Köksal Sezgin 1 Altın, 1 Gümüş, 4 Bronz; Şef Duygu Tuğcu 1 Altın, 2 Gümüş, 3 Bronz; Şef Mümin Durutlu 1 Altın, 1 Gümüş; Şef Suat Ulaş 2 Gümüş; Şef Elif Sümer 3 Bronz; Şef Ozan Güngör 1 Bronz, 1 Diploma; Şef Elif Çıtak 2 Bronz madalya sahibi oldu.






food in life

2 Kasım 2014 Pazar

Bocuse d’Or Battle yarışması sırha İstanbul



Bocuse d’Or Battle İstanbul 201427-29 Kasım 2014 tarihlerinde düzenlenecek olan Sirha İstanbul’un bir parçası olarak 28 Kasım 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılacak yeni bir aşçılık yarışmasıdır.

“Bocuse d'Or Battles” Bocuse d'Or bünyesinde düzenlenen yarışmalardır. Rekabet ruhu başta olmak üzere prestijli mutfak yarışması Bocuse d'Or ile aynı değerleri paylaşan bu yarışmalar, çağdaş ve eğlenceli bir atmosferde turnuva heyecanını sunuyorlar.
Yarışma sırasında 2 şefin liderlik ettiği 4 takım ilk raundu geçerek finale kalmak üzere birbirleriyle yarışıyor. Türkiye’de düzenlenen bu yarışma, Türk aşçıları için deneyim kazanmaları, Bocuse d’Or Ailesinin aşçılarıyla tanışmaları, bağlantılarını genişletmeleri ve bir sonraki Bocuse d’Or Ulusal Seçmelerindepotansiyel aday olmaları için büyük bir fırsat sunuyor.



Çalışan sadakati

 Bir kurumun varlık nedeni, müşteri ve tedarikçilerle geliştirdiği ilişkinin kendisine sağladığı geleceğe güvenle bakabilme duygusudur.

Ancak bir kurumda en az müşteriler ve tedarikciler kadar önem taşıyan diğer bir kesim ise kurum çalışanlarıdır. Çünkü müşteri, tedarikçi-kurum ilişkisinde, ilişkinin kurum tarafını, “çalışanlar” oluşturur ve soyut bir kavram olan kurumun esas canlı, aktif, ilişkiyi yaratan, ilişkiyi ayakta tutan, geliştiren ve duygusal bağlılığa dönüştüren yanını çalışanlar temsil etmektedir.
Dolayısıyla sadakat ilişkisel bir olgu olduğuna göre, sadakat ilişkisinin bir tarafında müşteriler ve tedarikçiler bulunurken, diğer tarafında işletme ve işletmenin görünen esas canlı yüzü olan çalışanları bulunmaktadır.
Kurumda, iletişimi, etkileşimi, diyalogu, içtenliği, dostluğu, empatiyi, doğru hizmeti sağlayan ve müşteriler, tedarikçiler ile her an yüz yüze gelenler işletme çalışanlarıdır. Çalışanlar, kurumun görünen yüzü, vitrini, imajı ve doğrudan olumlu etki ve izlenimi bırakacak olan yegane unsurdur. Bu nedenle, müşterilerin, tedarikçilerin tatmini, memnuniyeti ve sadakatleri, çalışanların memnuniyetinden, tatminlerinden ve sadakatlerinden geçmektedir.
Ancak bu coşku ve mutluluk, işine, görevine ve kurumuna yürekten bağlılığı, üstün hizmet aşkı, çalışanların tutum ve davranışlarına, müşteriler, tedarikçiler ile olan ilişkiye yansıdığı takdirde, müşteriler, tedarikçiler de söz konusu kurum ile alışveriş yapmanın kendileri için doğru bir seçim olduğu duygusunu yaşayacak ve yeniden tercihlerinde etkili olacaktır.
Müşteri ve tedarikçi sadakatinin sağlanmasını, arttırılmasını ciddi bir strateji edinen işletmelerin, müşterilerine, tedarikçilerine kendileri için değerli ve önemli olduklarını hissettirmeleri, onları memnun ve tatmin etmeyi önemsediklerini göstermeleri kritik önemdedir. Bunu yapacak olanlar ise işletme çalışanlarıdır. Müşterilerin, tedarikçilerin bir kurum hakkında edindikleri ilk etki, ilk izlenim ve algıladıkları imaj büyük önem taşır. İnsanlar gördüklerine inanırlar, işletmenin tüm çalışanları yapılan işten sorumludur ve hepsi mesleklerinin ya da işletmelerinin temsilcileri olarak, temsil ettiklerinin bilincinde olarak davranmak durumundadırlar.
Kurum çalışanlarının görünüşleri, konuşma tarzları, mimikleri, beden dilleri, tavır ve davranışları neler yapılabileceğinin dış göstergeleridir ve iş yaşamında, işletme
ortamında önemli olan ve ilk göze çarpan, ilk görünüş ile ilk izlenimdir, izlenim etkisini ilişki boyunca göstermektedir.
Kurum imajı, kurumun ürün ve hizmetlerinin pazarlanmasında, hedef kitleler tarafından kabul görmesinde, faaliyette bulunulan pazarda iyi bir şekilde tanınmasında, uzun ömürlü olmasında, pazar payının arttırılmasında, müşteri ve tedarikçi ile işletme arasında bir sadakat ilişkisi oluşturulmasında önemli bir yere sahiptir.
Çalışanlar da tıpkı müşteriler, tedarikçiler gibi kurum paydaşlarından biridir, bu nedenle de çalışanların memnuniyetlerinin de göz ardı edilmemesi gerekir, çalışanların memnun olmadığı bir yerde müşterilerin, tedarikçilerin memnun olamayacağı ve müşteriyi, tedarikçiyi memnun etmenin mümkün olamayacağının bilinmesi gerekir.
Müşteri, tedarikçi sadakati satın alınmaz kazanılır ve bu da çalışanlar ile mümkündür. Sadakat başta kurumun liderleri,  sonra tüm çalışanlarının bu ilkeleri ödünsüz olarak uygulamasıyla kazanılır.
Kurum çalışanlarının bağlılığını sağlamaksızın ve geliştirmeksizin, yüzeysel bir iyileştirmenin ötesinde bir ilerleme sağlanamaz. Sadık müşteriler, sadık tedarikçiler ve sadık çalışanlar bir kurumun en değerli varlıklarıdır, onların bütünleşik bilgi ve deneyimleri firmanın entelektüel sermayesini oluşturmaktadır.
Çalışanların bağlılığı ile müşteri, tedarikçi sadakati arasında bir sebepetki (sonuç) ilişkisinin olduğu belirlenmiş-tir, sadık bir çalışan tabanı olmaksızın, sadık bir müşteri, tedarikçi tabanının oluşturulması ve sürdürülmesi mümkün değildir.
Çalışanlar bir kurumda ne kadar uzun süre çalışırlar ise, yaptıkları işi o kadar iyi öğrenir ve doğru biçimde yerine getirirler, dolayısıyla, deneyimli personel, işlerini,
müşterilerini, tedarikçilerini daha iyi tanımakta, ne istediklerini, nasıl istediklerini geliştirilen etkileşim ve diyalog sayesinde daha iyi bilmektedirler.
Sadakat yaratmak için etkileşim içinde olunan herkesi, tedarikçileri, çalışanları, dağıtım kanallarını ve müşterileri iyi anlamak onların konuları açık ve verilere dayalı olarak paylaşmasını teşvik etmek gerekir. Bu paylaşım verilmesi hedeflenen mesajların da net ve tutarlı bir şekilde sunulması güveni ve sadakati artıran bir unsurdur.

RUS TURISTIN TERCİHİ YINE TÜRKIYE

                                   

Türkiye yürüttüğü başarılı tanıtım çalışmaları ve gelişen uçuş ağıyla Rus turistlerin gözde destinasyonu olmaya devam ediyor.

Yılın 9 aylık döneminde Rusya’dan gelen ziyaretçi sayısı 3,8 milyondan 4,1 milyona çıktı

AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgiye göre, Türkiye’ye ocak-eylül döneminde gelen yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 6,11 artarak 30 milyonu geçti.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yıl içinde Rusya Federasyonu’nda bizzat gerçekleştirdiği görüşmelerin de etkisiyle Türkiye’de, yılın ikinci yarısında da turizm sektörü şahlanmaya devam etti.

 Ayrıca 9 ayda, yüzde 8,6 büyüyen Rusya pazarından gelenlerin sayısı 3,8 milyondan 4,1 milyona çıkarken, 3,9 milyondan 4 milyona ulaşan Alman pazarı da yüzde 3,3 gelişme gösterdi.

 Uzun süren durgunluğun ardından bu yıl hızlı bir gelişme ivmesi yakalayan İran pazarındaki büyüme ise yüzde 40’a yakın oldu. Türkiye, ocak-eylül döneminde 1 milyon 297 bin İranlı ziyaretçi ağırladı. 2012’de 981 bin 966 İranlı Türkiye’ye gelirken, 2103’te ise bu rakam 929 bin 299’a inmişti.

 Son bir yılda siyasi istikrarsızlığın içinde olan Ukrayna pazarı da 9 aylık dönemde yüzde 12 gerilemeyle yaklaşık 557 bin ziyaretçi sayısına düştü.

 Diğer pazarlardaki durum 

 Öte yandan, Türkiye 9 aylık dönemde, Hollanda, İtalya, İsveç, Avusturya, Norveç, Finlandiya gibi Avrupa pazarlarında gerileme yaşadı.

İsrail pazarındaki olumlu havanın gerilemesiyle de bu pazardan sağlanan artışın derecesinde düşüş oldu. Pazar 150 bini aşan ziyaretçi sayısıyla 9 ayda yüzde 18 gelişme gösterdi.

 Rusların ve Almanların gözdesi bu yıl da Antalya

 Yılın büyük bir bölümünde soğuk iklim şartlarında yaşayan Ruslar, Türkiye’ye tatil için geldiklerinde özellikle Akdeniz Bölgesi’ni seçiyor.

 Tatil için Antalya’yı tercih edenlerin yanı sıra konut satışlarında da önemli artışların yaşandığı şehir, yıl boyunca deniz, kum, güneş tatilinden faydalanmak isteyenlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

 Bu yıl ocak-eylül döneminde Türkiye’ye gelen 30 milyondan fazla yabancı ziyaretçinin yüzde 33,28’i (10 milyon 14 bin 353) Antalya’ya geldi.

 Ruslar gibi Almanların da gözde destinasyonu olan Antalya’ya yılın 9 ayında gelen Rus turist sayısı 3 milyonu aşarken, yeşil koyları ve altın sarısı plajlarıyla ünlü Antalya 2 milyondan fazla Alman turisti ağırladı.